10.7.08

Sansürcü zihniyet güçlenmeye devam ediyor

AKP iktidarının en önemli faaliyet alanlarından biri --her ne kadar devamlı özgürlüklerden bahsetseler de-- yasakçılık ve sansürcülük. Özellikle de internette. Geçen yıl Sansür dalgası geliyor... başlıklı bir yazı ile gelecek olan sansür dalgasına dikkat çekerek herkesi uyarmıştım. Nitekim herşey beklediğim gibi gelişti. Sansür dalgası güçlü geldi ve çok kısa sürede farklı nedenlerle yüzlerce siteye erişim engellendi. Kanunun çıkmasından yaklaşık 4 ay sonraki Atatürkçü Düşünce ve Sansür! başlıklı yazımda bu duruma tekrar değinmiştim. Şimdi ise yeni ve daha da vahim bir gelişme var:

5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da belirtilen katalog suçlara "kişisel hakaret" ve "zombi" olmak üzere 2 yeni suç ekleniyor.

Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, bir grup gazeteciyle yaptığı sohbet toplantısında, başkasının bilgisayarına izinsiz girmek olarak tanımlanan "zombi"nin engellenmesi ve kişisel hakaret içeren sitelerin kapatılması yönünde acilen düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.

Özellikle kişisel hakaret içeren sitelere ilişkin başta "popüler" kişilerden çok sayıda başvuru olduğunu ifade eden Acarer, şöyle devam etti:

"5651 Sayılı Kanun'da belirtilen katalog suçlara (intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama ve Atatürk'e hakaret), 'kişisel hakaret' ve 'zombi' olmak üzere 2 yeni suç eklenmesi üzerinde çalışmalar devam ediyor.

Kişisel hakaret içeren sitelerin kapatılması ve başkasının bilgisayarına izinsiz girmek olarak tanımlanan 'zombi'nin engellenmesini amaçlayan düzenlemenin birkaç ay içinde TBMM’ye getirilmesini hedefliyoruz.

Burada amaç, mağduriyetin giderilmesi. Şu andaki düzenlemeye göre, kişinin, hakkında açılan ve hakaret içeren siteyi kapattırmak için mahkemeye gitmesi gerekiyor. Sitenin kapatılması için mahkeme kararı gerekiyor..."

Yaklaşık 2 yıl önce Hakaret nedir? başlıklı bir yazı yayımlamıştım. Orada yazdıklarımı aynen aktarıyorum:

Eleştiri nedir? Hakaret nedir? Eleştiri nerde başlar nerde biter ve söylenen artık hakaret olur. Benim bu konuda belirlediğim bir prensip var. Bana göre "gerçeğin ifadesi hakaret olamaz". Ben yazılarımı bu görüşü temel alarak yazıyorum. Yani bir gerçeği ifade ederken söylediklerimin hakaret olarak kabul edilemeyeceğini düşünüyorum. Yani birinin kasıtlı olarak yanlış bilgi verdiği yani yalan söylediği belliyse bu adama yalancı demek hakaret midir? Veya biri kasıtlı olarak bir bilgiyi çarpıtıp insanları aldatıyorsa bu adama sahtekarlık yapıyor veya bu adam sahtekardır demek hakaret midir? Bu konuda sizlerin de düşüncelerinizi öğrenmek isterim.

Hakaret nedir? Sert eleştiriden nasıl ayrılır? Gerçeğin ifadesi hakaret sayılabilir mi? Bunlara kim karar verecek bu kanuna göre? TİB.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı altında çalışan İnternet Daire Başkanlığı'na bu kanunla hiçbir mahkeme süreci olmadan insanları cezalandırma yetkisi verilmiş durumda. Buna yargısız infaz demek yanlış olur mu? Elbette bu duruma itiraz hakkı var ama neden itiraz için mahkemeyle uğraşılsın ki? Ortada bir suç varsa bu suçun ne olduğunu en başta zaten mahkemenin belirlemesi gerekmez mi? Neden İnternet Daire Başkanlığı suç olup olmadığının kararını kendisi versin ki? Neden? Niçin? Why? Warum? Pourquoi? Por qué?

3 Comments:

Guardian said...

"zombi" nin engellenmesi ?

Tamam kanunda şöyle birşey yazsın o zaman:

"... "zombi" olarak adlandırılan eylem ... nedenlerden ötürü yasaklanmıştır."

Peki nasıl olacak ki bu? Oraya yazmakla olmuyor. Zombi dedikleri olay nedir tam anlamıyla biliyorlar mı acaba diye düşündürdü beni bu olay nedense..

Adsız said...

Anlamadığım nokta şu ki müstehcenlik ne zamandan beri "suç" olarak sayılıyor ve bu müstehcenlik hangi şartları kapsıyor?

Kimilerine göre sadece başı bile açık olsa müstehcen olur, kimilerine göre bikini giyenler kimine göre nü resimler müstehcen olur. Bunlara kim karar veriyor acaba?

Yani nü resimlerden rahatsız olan hasta bi tip, nü resimler hakkında bilgiler veren sanat sitesini "edebe aykırı" diye ihbar ettiğinde kararı hakimin ahlak görüşümü veriyor?

Diğer bir noktada örneğin kredi kartımla bir porno sitesine üyeyim diyelim. Ücretini vererek siteden videolar indiriyorum. Devlet bu porno sitesini hangi hakla kapatıp benim paramın boşa gitmesine neden olabiliyor? Sonuçta kendi ahlak anlayışım, kendi param, parasını veriyorum izliyorum. Kime ne?

E o zaman devlet daha doğrusu devletin başındakiler buna nasıl karışabiliyor?

Da Vinci said...

isimsiz: "Anlamadığım nokta şu ki müstehcenlik ne zamandan beri "suç" olarak sayılıyor ve bu müstehcenlik hangi şartları kapsıyor?"

İlk ne zaman TCK'ya girdi bilmiyorum ama 2004'te yürürlüğe giren TCK'da müstehcenlik şöyle geçiyor:

----------------------------------------------
YEDİNCİ BÖLÜM

Genel Ahlâka Karşı Suçlar

Müstehcenlik

MADDE 226. - (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,

b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten,

c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden,

d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren,

e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan,

f) Bu ürünlerin reklamını yapan,

Kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(6) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(7) Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz.
----------------------------------------------

Ama hiçbir yerde neyin müstehcen olduğu belirtilmiyor. Senin de dediğin gibi bir kişi bikinili kadın resmini bile müstehcen kabul edebilir. Bu konuda hukuki olarak nasıl bir sınır var bilgim yok. Yani hakim tamamen kişisel kanaatine göre mi karar veriyor yoksa genel kabul görmüş kalıplar var mı bilmiyorum. Muhtemelen bu tip kalıplar vardır. Yani bir hakim çıkıp kafasına göre bikinili kadın resmi için müstehcendir diyebileceğini sanmıyorum. Böyle birşey yapsa bile itiraz edildiğinde bu kararın üst mahkemeden döneceğini tahmin ediyorum.

isimsiz: "Diğer bir noktada örneğin kredi kartımla bir porno sitesine üyeyim diyelim. Ücretini vererek siteden videolar indiriyorum. Devlet bu porno sitesini hangi hakla kapatıp benim paramın boşa gitmesine neden olabiliyor? Sonuçta kendi ahlak anlayışım, kendi param, parasını veriyorum izliyorum. Kime ne?"

226.(1).c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden.

Buna bakınca sitelerde bedava olarak ulaşılabilen sayfalarda müstehcenlik olmaması gerektiğini düşünüyorum. Yani parayla girip bakabilirsin ama bedava olarak içeriğin belli olmaması gerekir diyor. Benim anladığım bu.

Peki devletin buna karar verme hakkı var mı? Bana göre elbette yok. Ama bizim devletimiz Anayasamızda yazdığı gibi demokratik bir hukuk devleti olmayıp totaliter bir hukuk devleti olduğu için bu tip dayatmaların olması çok doğal karşılıyorum. Özgürlüğün ö'sünü kavrayamamış adamların yönettiği bir ülkede böyle yasakçı ve sansürcü bir zihniyetin hakim olması çok normal. Buna şaşırmamak gerekir. Adamlar doğlarına uygun olarak hareket ediyorlar. Onlardan farklı birşey beklemek hayalcilik olur.

Yorum Gönder

Yorumunuzun yazının konusuyla ilgili olmasına dikkat ediniz. Küfür içeren yorumlar ve spam amaçlı yorumlar tespit edildiklerinde silinecektir.

yasal uyarı / legal notice

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial 3.0 Unported License.

Bu blog (Bilim-Felsefe-Din) Creative Commons by-nc lisansı ile korunmaktadır. Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilir ve üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması.
Site Meter

blogger templates