22.12.07

Ahlaklı veya iyi olmak için Tanrı'ya veya dine ihtiyaç var mıdır?

Başörtüsü takmak istemeyen kızını öldürdü! başlıklı yazıma "harmancı" rumuzlu birisi şöyle bir yorumda bulunmuştu:

Ayrıca bir ateistin canice davranışına bakarak ateizm hakkında ileri geri konuşsak sizin tepkiniz ne olurdu?Ki ateistlerin arasında Allah korkusu denilen bir şey olmadığı için canilikler çok daha yaygındır.Ateistleri kötülükten alıkoyan birşey var mı?
Ben desem ki "Adam Allah'a inandığı halde böyle canilikler yapıyo,ya ateist olsaydı kim bilir neler yapardı?" sizin cevabınız ne olurdu?
Bu yoruma gerekli cevabı verdim ama sadece bu konuyu işleyen bir yazı yazmanın gerekli olduğunu görüyorum. Daha doğrusu bu yazıda, sorulan soruya Richard Dawkins'in Tanrı Yanılgısı ve Michael Shermer'ın İyilik ve Kötülüğün Bilimi (The Science of Good and Evil) kitaplarından bu konuyla ilgili birkaç kısa alıntı ile cevap vereceğim. İlk olarak Tanrı Yanılgısı ile başlayalım:
Eğer Tanrı yoksa neden iyiyiz? Soru bu şekilde yöneltildiğinde elbette alçaltıcı bir izlenim bırakır. Dindar bir insan bu soruyu bana bu şekilde sorduğunda (ki çoğu dindar bunu yapar) hemen şeytana uyar (!) ve şöyle meydan okurum: "Gerçekten iyi olmaya çalışmaktaki tek sebebin Tanrı'nın onayını ve ödülü almak ya da kınaması ve cezalandırmasından sakınmak mıdır? Bunun ahlaklı olmakla hiçbir ilgisi yoktur, bu yalnızca yağcılık etmektir, dalkavukluktur. (...)" Einstein'ın dediği gibi, "Eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ya da ödüllendirileceğini umut ettikleri için iyi kalplilerse, o halde gerçekten çok acınacak haldeyiz." (s. 215)

Bana öyle geliyor ki Tanrıya inancımız aniden kayıplara karıştığında, hepimizin duygusuz ve bencil bir hedonist gibi hareket edeceğimizi ve şefkatten uzak, merhametsiz, cimri, iyilik sıfatını hak edecek hiçbir vasıf taşımayan kişilere dönüşeceğimizi düşünmek için oldukça düşük bir özsaygı gerekecektir. (s. 215)

Ahlak anlayışının yaygınca kararlaştırılmış bir rotada ilerlemesini daha ayrıntılı olarak açıklamakta, benim amatör psikoloji ve sosyoloji bilgim yetersiz kalacaktır. Benim amacım için, ilerlediği ve bu ilerlemeyi ne dinin ne de kutsal metinlerin sağlamadığını bilmek yeterli ve kanıtlı bir gerçektir. Bu ilerlemenin arkasında büyük ihtimalle tek bir etki yoktur. (...) İtici güç her ne olursa olsun, gözle görülür anlayış ilerlemesi gerçeği, iyi birisi olmakta ya da iyi olanın belirlenmesinde bir Tanrıya ihtiyacımız olduğu iddiasını yıkmak için yeter de artar. (s. 256-257)
Şimdi de İyilik ve Kötülüğün Bilimi'ne bakalım:
[...] Tanrı olmasaydı siz ne yaparsınız? Hırsızlık, tecavüz ya da cinayet gibi suçlar mı işlerdiniz, yoksa iyi ve ahlaklı bir insan olmayı sürdürür müydünüz? Öyle ya da böyle tartışmaya son verecek bir sorudur bu. Yanıtınız hırsızlığa, tecavüze ya da cinayete yöneleceğiniz şeklindeyse, karakterinize karşı ahlaki bir suçlamadır bu, güvenilir biri olmadığınızı gösterir; çünkü herhangi bir nedenden ötürü Tanrı'ya inanmaktan vazgeçerseniz (ki çoğu insan yaşamının bir noktasında vazgeçer), gerçekten ahlaksız doğanız ortaya çıkacaktır ve bu durumda en iyisi sizden uzak durmaktır. Ama yanıtınız iyi ve ahlaklı olmayı sürdüreceğiniz şeklindeyse, Tanrı olmadan da iyi olabilirsiniz demektir. Tartışma bitmiştir. (s. 180-181)

[...] Şahsen, her gün yüz yüze geldiğim insanların bana görece iyi davranmalarının tek nedeninin Tanrı'dan ve ilahi cezadan korkmaları olduğunu düşünmek beni ürkütürdü. Tanrı'ya duydukları inanç azaldığında ya da yok olduğunda ne olur peki? İyilik adına iyi olmak, yol açabileceği sonuçlar nedeniyle iyi olmaktan çok daha yüksek bir ahlak düzeyidir bence. (s. 181)

[...] Kitabın ilk kısmında da savunduğum gibi, din bu ahlak ilkelerini ilahi esinle hiç ilgisi olmayan sağlam nedenlerden ötürü sistemleştirdi. Önce ahlaki duyarlık ve ilkeler ortaya çıktı ve bunlar insanların Paleolitik ortamda yaşadıkları yüz bin yıl içerisinde evrim geçirdi. Din ikinci olarak geldi ve ahlakı içine alıp kendi amaçları için yasalar halinde derledi; bütün bunlar son birkaç bin yıl içinde oldu. (s. 181-182)
Bu konu üzerine daha fazla bilgi ve yorum için bu kitapları almanızı öneririm. Özellikle Michael Shermer'ın kitabında ahlakın kökenine, neden ve nasılına ve etik sistemlerin temeline ayrıntılı olarak değiniliyor. Bu konulara merak duyanların kaçırmaması gereken bir kitap.

35 Comments:

Elestirel Gunluk said...

e su resmin allah korkusu ile mi allah sevgisi ile mi iliskisini biri bana acikalasa ya...
http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/yeni/goster.asp?prm=0.4140327&id=1&galeriid=2397#galeriStart

Elestirel Gunluk said...

link uzun oldugu icin sanirim mumkun degil calismasi. Su Unicef'in 2007' yilina ait resimlerden birinden soz ediyorum. Hani 11 yaşındaki kız çocuğunun yanında kendisinden tam 29 yaş büyük olan kocasınin oturdugu fotograf. Bu kisisel sapiklik midir? Dinin onderligini yaptigi kulturel bir sapma midir?

Da Vinci said...

Yukardaki resime buradan ulaşılabilir.

Sonuçta Sünniler Muhammed'in sünnetini takip ettikleri için böyle birşey bence normal. Sonuçta Muhammed de Aişe ile 6 yaşında evlenmişti ve 9 yaşında cinsel ilişkiye girmişti. Bu adam geç bile kalmış aslında.

bercenay said...

Da Vinci,sevgili dostum.
ne zamandır görüşemiyoruz.özledim seni yahu..!elbette Tanrı'ya veya Din'e ihtiyaç yok.ancak anlamadığım bir mesele;ateistler neden surekli Tanrı ve din'lerle ugrasır.

her insanın içinde küçükte olsa bir şüphe kırıntısı vardır.insan o küçücük şüphe kırıntısını yok edebilmek için bir Dünya uğraşsa da o kırıntı orada durur.bizler o kırıntıyla hayata gözlerimizi yumarız.o kırıntının içinde ne yazar biliyor musun? "İNANÇ"

ara sıra yazarım,görüşelim...

Da Vinci said...

@bercenay

Ama birçok teist ve dindar tersini iddia ediyor. Zaten gördüğün gibi başka bir yazıma gelen bir yorumda bu görüş belirtiliyordu. Bu nedenle bu konuda bir yazı yazma ihtiyacı duydum.

bercenay: "ancak anlamadığım bir mesele;ateistler neden surekli Tanrı ve din'lerle ugrasır."

Tanrı ile uğraşmıyorum. Ben basitçe tanrının varlığını gösteren yeterli delil olmadığı görüşünü savunuyorum ve tanrı inancının bilimsel olarak temelsiz olduğunu söylüyorum. Benim tanrı ile uğraştığım falan yok. Zaten tanrı insnaların zihinlerinde oluşturdukları bir kavramdır. Ben bu kavramın temelsiz olduğunu söylüyorum ve bu yaratılmış kavramın herşeyin yaratıcısı olduğunu iddia edenlerle uğraşıyorum. Bu uğraşı da kişisel bir tercihtir. Neden diye sormakla bir yere varabileceğini sanmıyorum.

bercenay: her insanın içinde küçükte olsa bir şüphe kırıntısı vardır.insan o küçücük şüphe kırıntısını yok edebilmek için bir Dünya uğraşsa da o kırıntı orada durur.bizler o kırıntıyla hayata gözlerimizi yumarız.o kırıntının içinde ne yazar biliyor musun? "İNANÇ"

Şüphe kırıntısı senin için yeterli mi? Yani "ya varsa" şüphesi nedeniyle "inanmak" bana komik geliyor. Bütün hayatını "ya varsa"ya dayandırarak şekillendirmek bence tamamen anlamsız ve korkakça bir tavırdır. Bu benim görüşüm. Hoşuna gitmeyebilir ama böyle bir şüphe kırıntısı nedeniyle hayatını binlerce yık önce yaşamış insanların yazdığı şeylere dayandırarak yaşamak kişinin seçimidir. Bu beni ilgilendirmez ama bu yaşam biçimini diğer insanlara empoze etmeye kalkışanlara da karşı çıkarım elbette. Her insan istediği şeye inanıp o inancı kendi içinde istediği gibi yaşayabilir ama aynı inancı taşımayan insanları hiçbir şeye zorlayamaz. Benim görüşüm budur. Ben buna göre davranıyorum.

bercenay said...

"Tanrı ile uğraşmıyorum. Ben basitçe tanrının varlığını gösteren yeterli delil olmadığı görüşünü savunuyorum ve tanrı inancının bilimsel olarak temelsiz olduğunu söylüyorum."

bunu yapmaktan nefret ediyorum.
eskiden yazdıgım bir yazı var.
http://www.anafikir.com/kar-tanelerindeki-sanat/

sen hangi şıkkı seçerdin.seni fazla yormak istemem ama.gozlem yoluyla bilimsel olarak tespit edilebilen bu seylerin bilimsel bir acıklaması var mı sence?

Elestirel Gunluk said...

bercenay ben kendimi ateist saymam, cunku ateismin de en azindan soylemsel duzeyde mutlakiyetci (Tanri bilinemez ya da Tanri yoktur) ve bu anlamda da dogmatizme dustugunu saniyorum. Ben Tanrinin ontolojisine iliskin insan olarak insanin bilme yetileri olarak episteme anlaminda)bilinebilecegine inanmiyorum. Bilinebilecegini bilebilemedigim surece de varligini red etme hakkimin olduguna inaniyorum. Ve inanlar, mutalk olarak Tanrinin varolduguna inanlar ya da suphe duydugum icin vardir mutlaka diye dusunenlerin dunyayi yasanmaz bir hale getirmelerinden bikmis oldugum icin onlardan "cenenizi kapayin" inaniyorsaniz kendi kendinize inanin ve beni oruc tutmaya zorlamayin, cocuklari Muhammet taciz etmis diye siz de etmeyin, Amerikan emperializmine savasmak icin gencecik insanlarin beline bombalar baglayip Amerikan emperialismiyle cok mu cok uzaktan iliskisi kurulabilecek insanlari hayava ucurmayin, kadinlarin butunuyle ozgur iradeleriyle baslarini kapattiklarini, kendilerini erkeklerin mutlulugu icin kurban edercesine kisiliklerini paspas yaptiklari retorigini duymak istemiyorum.

Bilmem merakini giderdim mi?

Da Vinci said...

@bercenay

Kar kristallerinin nasıl oluştuğu fizik ve kimya sayesinde çok iyi bir şekilde anlaşılmıştır. Bu konuda bilinmeyen veya gizemli birşey yok. Bu konuda çok temel bilgiler için buraya bakabilirsin.

Ama belli ki sen bu bilimsel gerçeklerin farkında değilsin. Onun için şıklara da doğru cevabı koymamışsın.

Ayrıca bilinmiyor olsaydı da birşey değişmezdi. Bazı şeylerin henüz bilinmiyor olmasının nasıl olup da tanrıya bağlanabildiğini açıklarsan çok sevinirim. God of the gaps argümanı kullanmaya bu kadar hevesli misin yani onu merak ediyorum. Yani bunun yıldırımı açıklayamayan Yunanlıların bunu Zeus'a bağlamasından ne farkı var senin yaptığının?

Bu arada bercenay ve bigalıoğlu aynı kişi mi oluyor?

Da Vinci said...

elestirel gunluk: bercenay ben kendimi ateist saymam, cunku ateismin de en azindan soylemsel duzeyde mutlakiyetci (Tanri bilinemez ya da Tanri yoktur) ve bu anlamda da dogmatizme dustugunu saniyorum.

Gördüğüm kadarıyla sen ateizm konusunda yanlış bir kanaate sahipsin. Bu konuda sana iki yazımı önerebilirim:

Mustafa Akyol, Richard Dawkins ve ateizm
Dawkins'i ve ateizmi anlamama sorunu

Bunları okursan ateizm konusundaki yanlış anlamandan kurtulacağını tahmin ediyorum.

bercenay said...

her ikiside aynı kişi.

doğru cevabı senden alayım.senin ağzından.bu konudaki bilimsel acıklaman nedir?bu sekiller rastlantısal olarak mı olustu?

ama beni yorma lutfen,biz eski dostuz.yukarıdaki mesajın gibi,kıvırma pozisyonlarına ve asagılama gibi durumlar olmasın.

Da Vinci said...

Bilgiye ulşamak için yorulman lazım. Yok öyle beleşçilik. Ben sana linki verdim. Eğer gerçekten merak ediyorsan açar okur öğrenirsin. Niye ben sana anlatayım ki? Bu tamamen anlaşılmış fiziksel bir olay. Tamamen fizik ve kimya bilgisine dayanan bir açıklaması mevcut.

Eğer amacın öğrenmekse internette bunun açıklamasını çok rahatlıkla bulurdun. Ben senin öğrenmek istediğini pek sanmıyorum. Belki de yanılıyorumdur. Eğer gerçek amacın öğrenmekse bunu benim sana açıklamamı beklemeyip verdiğim linki açıp okursun ve öğrenirsin. O yetmezse başka yerde arar öğrenirsin. Bu kadar basit. Öğrenmek istedikten sonra heryer bilgi dolu.

bercenay said...

tam da senden beklediğim bir hareket.bir dunya kıvırtıp,o kadar yazı yazacagına sadece, "bilmiyorum" demen yeterliydi.
:-)

Da Vinci said...

@bercenay

Kendinden beklenen saygısız tavırlara başvurman uzun sürmedi. Kıvırma nedir ya? Orta okul çocukları gibi ağız dalaşına gireceğimimi sanıyorsun seninle?

Sana çok net söylüyorum. Sorunun cevabını fizik ve kimya bilimleri veriyor. Bu konuda bilgi verdiğim linkte mevcut. Çok istiyorsan gidip okuyup öğrenirsin. İstemiyorsan öğrenmezsin. Senin öğrenmen veya öğrenmemen de beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Ben sana hiçbir şey anlatmakla yükümlü falan da değilim. Sorduğun sorunun cevabını bilim veriyor demişim ve linki de vermişim. Gerisi sana kalmış. Ne yaptığın beni ilgilendirmiyor.

Benim bilmem veya bilmemem neyi değiştiriyor senin açından? Diyelim ki ben bilmiyorum ama cevabı orada bir yerde. Benim bilmemden veya bilmememden sana ne? Bilim bunun cevabını vermiş ise senin sorunun çözülmüş demektir. Sorunun cevabını öğrenmek istiyorsan gider okursun olur biter. Öğrenmek istemiyorsan ve bilgisizliğinden memnunsan aynı soruyu sormaya ve cevabın olmadığını sayıklamaya devam edersin.

Bu arada istediğin cevabı vereyim de rahatla: "Ben bilmiyorum ama cevap verdiğim linkte var". Oldu mu?

Da Vinci said...

Bu arada yazının konusuyla ilgisiz yazmaya devam etmezsen sevinirim. Burası açık tartışma forumu değil.

uğur fidan said...

Sevgili @Da Vinci, uzun zamandır kafamı kurcalayan bir konu üzerinde çok güzel bir yazı yazmışsınız. Doğrusu zihnimi açan bir yazı oldu.

Uzun zamandır sürekli sorguluyorum kendimi, yapılan/yaptığım iyiliklerde hep "allah razı olsun" diyordum.

Düşündüm ki eğer Tanrı şöyle demiş olsaydı "iyilikte yapsanız kötülükte yapsanız merak etmeyin hiçbirinizi cehennemde yakmayacağım, iyilik yaparsanızda size sevap vermeyeceğim, kötülük yaparsanızda size günah yazmayacağım."

E peki o zaman iyilik yapınca sevap felan almayacağımıza göre, cehennemde de yanmayacağımıza göre iyilik yapmayacakmıydık? Cevabıda vermem uzun sürmedi: "hayır, yapmayacaktık! Bal gibide işte cehennemde odun ateşi olmaktan korktuğumuz için yapıyoruz iyiliği, ve öylesine ikiyüzlüyüz ki "karşılıksız" adı altında yapılan iyiliklerde bile "allah razı olsun" diyoruz."

Bunun anlamı kuşkusuz şu: "sana muhtaç olduğun için felan değil, gani gani sevap kazanayım diye yardım yapıyorum yoksa banane senden. Ben cennete gitmeye bakarım, zaten hurileride çok güzelmiş ohhhh"

Bir dünya hayal ediyorum, iyiliğin, dürüstlüğün, adeletin "korku" için değil sadece "iyilik yapmak için iyilik yapıldığı" bir dünya...

Biraz karışık bir yorum oldu, çünkü kafam öylesine karışık ki... Kafamda sürekli "neden böyle?", "niçin böyle?" soruları sürekli uçuşuyor.

Sevgili @da vinci, bu aydınlatıcı yazı için çok çok teşekkür ederim. Sizi bugün keşfettim ve diğer yazılarınızıda büyük merakla bekliyorum.

Ayrıca @bercanay gibi yapabildiği tek şey "laf salatası" olan insanları dikkate almamanızı dilerim.

Elestirel Gunluk said...

da vinci tesekurler. Link verdigin yazilari okudum.

Ateismin bir suru formu var ve bircogunun (eger hepsi degilse) ortak yanlarindan birisi "tanrinin varolusuna" karsi aldiklari tavir "tanrinin var olmadigi" tavridir ve varolamayacagidir cunku senin de dedigin gibi problem dinlerin ya da tanrinin varligi meselesinin işe bir aksiyomla baslamasidir. Aksiyomla baslamasini iddia ettikten sonra "guncel" bir kanitla birilerinin ortaya cikacagini ve bu dogrulutuda da fikrini degistirebilecegini soylemek de ilginc geldi bana. Bu soylem (kanit gosterin tavri) daha cok tanrinin varligi (pozitif bilim acisindan var midir yok mudur) tartisildiginda soylenesi bir sey gibi geliyor bana. Oysaki dinler (teism) felsefenin alaninda dolanir, bu nedenle bilimsel (pozitivist) bir tavir yerine yine felsefi bir tavirla (epistemoloji ile) tanrinin bilinip bilinemezligini kendine merkez alan agnostik bir durus daha mantikli geliyor bana. Yani evrim (yaratilis) tartsisiliyorsa kanitlar getirin denmesini anlarim da tanrinin varligini tartismada kanit gelince ben fikrimi degistiririm demek benim pek anladigim bir ateism degil.

Ote yandan "Ateizm tanrınnı olmadığına inanmak değil, olduğuna inanmamaktır ve inanmamanın gerekçesi de yeterli delil olmamasıdır." Yani ateism sanki tanrinin varligina bir gerekce ariyormus da bulamiyormus bu nedenle, yani kanit bulamadigi icin, inanmiyormus gibi oluyor. Bilmem cok mu zorladim mantigi ama yazilarinin beni ateismin de sonunda dogmaya dusen bir etkinlik olduguna dair inancimi degistirmeye yetmedi derken ogrenmeye ve degismeye acik oldugumu da soyleyerek simdilik nokta koyayim.

Da Vinci said...

@Uğur

Aslında senin bu aklındaki sorular çoğu müslümanın ve teistin aklında olan sorulardır. Ama çoğu kişi bunları açıkça söyleyemez. Hatta söylemeyi bırak kendi zihinlerinde bunun muhasebesini yapmaktan bile çekinirler. Düşüncelerini bu kadar içten bir şekilde yaplaştığın için teşekkürler ve tebrikler.

Bu arada bu blogu yeni keşfettiysen eski yazıları da gözden geçirmeni tavsiye ederim.

Da Vinci said...

@elestirel günlük

Ben yine aynı şeyi söyleyeceğim. Tanrının nasıl tnaımlandığı önemlidir. Eğer genel bir tanrı kavramından bahsediliyorsa kimse bunun varolamayacağını iddia etmez. Ama iyi tanımlanmış ve bir şekilde test edilebilir bazı özellikleri olan bir tanrıdan bahsediliyorsa elbette varolmadığını iddia ederiz. Mustafa Akyol, Richard Dawkins ve ateizm başlıklı yazımda Ateistforum'dan mantık'ın bir yazısından alıntı yapmıştım. Bu konu orada çok net bir şekilde anlatılıyor diye düşünüyorum. O yazıyı biraz kafa yorarak okursan ne demek istediğimi anlayacağnı düşünüyorum. Pozitif ve negatif ateizm ayrımı orada çok net yapılıyor.

elestirel günlük: "Yani ateism sanki tanrinin varligina bir gerekce ariyormus da bulamiyormus bu nedenle, yani kanit bulamadigi icin, inanmiyormus gibi oluyor. Bilmem cok mu zorladim mantigi ama..."

Yok yok yanlış anlamadın. Tam da öyle işte. Ateizmin temelinde tanrının varlığını destekleyecek yeterli delil olmadığı için varlığına inanmama vardır. Bence bu en akıllıca, rasyonel ve mantıklı tavırdır. Hiçbir delile bakmadan direk "yoktur" demek dogmatik ve mantıksız bir tavır olurdu. Ateizm kesinlikle böyle birşey değildir. Delillerin araştırılması ve incelenmesi sonucunda ulaşılan bir sonuçtur ateizmin vardığı sonuç.

Elestirel Gunluk said...

Birseyler var icime sinmeyen. Tanri kavramsal olarak metafiziktir bu nedenle de bilimin alani icinde degildir. Bilim bu beni ilgilendirmez der. Ama biri din bilimseldir derse o zaman bilim kanit ister, kanit arar, test edilebilmesini arar. Bu bilimle dinin kesistigi tek alan gibi geliyor bana bunun otesinde bilim karismaz dine.

Ateisim ise bilimin bulgularini ve yontemini kullanarak dine karsi alinan daha cok felsefenin alanina giren (cunku felsefenin yontemlerini de kullanir)bir tavirdir diye geliyor bana. Bu alan icinde de daha once dedigim gibi bilmeye yonelik epistemolojik bir bilinemezcilik var ki bu da agnostisizmdir. Neyse belki daha net bir ayirici ozellik bulurum. Amam dedigim gibi senin dediginle gidince sanki kavramlar birbirine karisiyor...neyse bakalim...

Elestirel Gunluk said...

Bu arada dawkins'in videosunu da izledim. Oldukca etkili ve iyi hazirlanmis. Ozellikle korku ve siddetin dindeki yerleri oldukca etkili.

Tesekurler.

Da Vinci said...

eleştirel günlük: "Birseyler var icime sinmeyen. Tanri kavramsal olarak metafiziktir bu nedenle de bilimin alani icinde degildir. Bilim bu beni ilgilendirmez der."

Teizmin tanrısı metafizik olmakla kalmaz gayet fiziki işler yapar, sözde eserlerinde fiziki dünya üzerine veriler vardır. Bunlar bilimi ilgilendirmez diyebilir miyiz? Direk bilimin konusu içine girerler. Bunlara bakarak bu tanrı hakkında yorum yapabiliriz. Eğer herşeyi bildiği ve herşeye gücü yettiği iddia edilen bir tanrının sözde eserinde yanlışlar veya çelişkiler varsa o tanrının bir yalandan, hayalden ibaret olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz, bilimden yararlanarak bu sonuca varabiliriz.

Sadece varolduğu iddia edilen ve hiçbir şey yapmayan bir tanrı için agnostisizm kabul edilebilir bir kavram olabilir ama teizmin özellikle de monoteizmdeki tanrılar için agnostik tavır bence tamamen hatalıdır. Niye bilinemesin? Ortada sözde eserler ve iddialar var. Bunlar bilimsel olarak araştırılıp bir sonuca varılabilir. Neden hiçbir zaman bilinemez olsun ki? Agnostisizm bazı kavramlar için kabul edilebilir olsa da özellikle monoteizm için bence asla kabul edilemez bir yaklaşımdır çünkü hiçbir zaman için bilenememe gibi anlamsız bir argüman içerir.

Adsız said...

din halk uzerine gelmistir..
insanlarin belki %10u alimse gerisi halktir.
belki sizin icin calmak diye birsey yoktur,ama unlulere ozenen fakir bir kiz canta calabilir
belki siz baskasinin arkasindan konusmazsiniz ahlakiniz geregi ama bunu komsu teyzeniz icin de soyleyebilirmisiniz
belki kendinizi bilecek kadar alkol alirsiniz ama ayni seyi bakkal amcaniz icinde soyleyebilirmisiz..
belki din budur,dusunmeyen va ahlaksal zaaflari olanlari kontrol altinda tutabilmek..eger haberleri takip ediyorsaniz okullarda din dersi kaldirildiktan sonra genclerde suc oraninin arttigini goreceksiniz..
ustelik din umut verir,dunyada olan ama karsi koyamadigimiz seyler icin.acliktan kivrananlar,savas altinda yasayanlar,tecevuze ugrayanlar,genc yasta olenler,baskasina karsi zulmedenler zulm gorenler..icin..obur dunya...
gerci diyebilirssiniz madem tanri var neden engel olmuyor..bunuda yok imtihan sirri mirrii diye acikliyorlar ama bende mutmayin degilim acikcasi bazen kendimi dunyaya gelmis bir oyuncak gibi hissediyorum ama obur dunyaya inanmasam dahada yok olacagim..
resme gelince pedofilik manyaklar herzaman vardi islamiyetten oncede sonrada,bunu dinle bagdastiramayiz

prayer said...

hz muhammed haz haticeyle 25 yaşında evlenmiştir hz hatice 40 yaşındaydı o zmn eğer muhammed kadın düşkünü biri olsaydı gider mekkenin en güzel kızın hatta kızlarını alırdı-ki o zmn kendisine muhammedül emin yani güvenilir muhammed dendiğine göre ona kızını vermeyecek bir kimse yoktu ayrıca para ve zevk düşkünü olsaydı gider mekkeli liderlerin dediğini yapar yani kuranı yaymaktan vazgeçerdi insnaları putperestliğe çağırırdı ki bu sayede çokta para kazanabilirdi-güvenilir olduğu için- ama bütün zorluklara rağmen bu dini yaymaya devam etti neden?madem ki kuranı kendi yazdı neden bunun için aşağılanmaya,sürgün edilmeye hatta taşlanmaya razı oldu?

prayer said...

Ayrıca amerikada kendi kızıyla 24 yıl ilişkiye girip ondan çocuk bile yapan adam var yani bu tip olaylar heryerde var bunu dine indirgemek çok cahilce bir yaklaşım sence bu adama ne ceza verilmeli?islam hukukuna göre cezası ölümdür ama bizim laik devletimiz 2 yıl hapiste besler besler sonra serbest bırakır sence hangisi daha adil?

Da Vinci said...

prayer,

Halamın taşakları olsa amcam olurdu diye bir laf var ya seninki de ona benzemiş. Bu tip hayali iddialar tamamen anlamsız kalıyor. Kadın düşkünü olsaydı şunu yapardı bunu yapardı. Karılarının haddi hesabı olmayan, kaç karısı olmuş kimsenin net bilemediği bir kişiden bahsediyoruz. Şöyle olsaydı böyle yapardı, yapmadığına göre öyle değildir gibi argüman tartışmaya bile değer değil benim gözümde. Kimsenin ne yapacağını bilmezsin. O dediklerin sadece senin için geçerli olabilir. Muhammed'in veya bir başkasının neyi neden yaptığını bilemezsin. Söylediklerin spekülasyondan bir adım ileri gitmiyor.

prayer said...

:karılarının haddi hesabı olmayan:
bu da yıllardan beri dile getirilen bişey artık cvp vermekten bıktık diyebiliriz Hz Muhammed sadece tek kadınla gerçek bir evlilik hayatı yaşamıştır diğerleri islamın kadınlar arasında yayılması için yapmış olduğu FORMALİTE evlilikleridir şimdi kırsal bir kesime git ve bi kızla ulu orta görüşmeye kalk bakalım ne olur?kıyamet kopar bu dediğim 21.yy da olan bişey Biz ise MS 300 lerden bahsediyoz o zmnda ne olurdu sence insanların evlendikleri kişilerin yüzlerini evlendikten sonra gördükleri bir toplumdan bahsediyoruz ama Hz Muhammed ne demiştir: "eşler birbirlerini evlenmeden önce görmeliler"o zmnda buna karşı çıkanlar bile olmuştur işte Hz Muhammedin çok evliliğide kadınlara islamı daha rahat anlatmak için yaptığı şeylerdir tabikide bizim bunu yapmamız gibi bir ihtimal olamaz artık şartlar değişti ve farklı yollardan insanlara ulaşabilmekteyiz

prayer said...

gelelim yukardaki tartışmaya günümüzde kendini dindar olarak tanımlayan insanların tanrıyla büyük bir pazarlık içerisinde olduklarının görmekteyiz şu hareketi yaparsam ne kadar sevap kazanırım? bu sevaplar ne kadar günahımı bağışlatır?hacca gidersem ne kadar günahım silinir?bu tip insanlrdan çok iyi tüccar olur:)ama gerçekte bunlar dindar falan değildir peki gerçek dindar nasıldır?"yaratılanı severiz yaratandan ötürü" düsturuna uyarak insanlara insan olduğu için değer verir herkesi Allahın yarattığını bilir ve bu yüzden insanlara yardım eder ve Allahta bizim bu davranışımızdan memnun olur ha bizi ister cennete koysun ister cehenneme bu beni ilgilendirmez Onun adaleti sonsuzdur ve herkese hakkını verir ama beni ilgilendiren şey Onun halifesi olarak bütün yaratılanlara Onun merhametiyle yaklaşmaktır yani BÜYÜK RESMİ görebilmektir burada çok sevdiğim bir kitaptan Doğan Cüceloğlu'nun SAVAŞÇI adlı kitabından alıntı yapacağım gerçekten din psikolojisini çok iyi tanımlamış burda:
DAHA BÜYÜK BİR RESİM GEREKSİNİMİ
"Kişinin ortama getirdiği niyet,onun neyi algıyacağını,nasıl bir bilinç içinde olacağını belirlemektedir.Nesnel ben,yani ego,denetlemeye ve sahip olmaya önem verir.Nesnel ben içinde kaldığımız sürece,parçası olduğumuz daha büyük resmi ve bu resim içindeki diğer şeylerle nasıl bir ilişki içinde olduğumuzu göremeyiz.Nesnel ben,ego,kendisinden daha büyük bir özdeşim kazanmamızı engeller;ego,sürekli bencildir ve herşeyi kendi çıkarı için açısından görür.
Dinlerin ve mistik geleneklerin yapmaya çalıştığı şey,bu nesnel benin sınırlarını aşarak,daha büyük bir realitenin,daha kapsamlı bir gerçeğin parçaso olduğumuzu anlamamızı sağlamaktır.Böylece kendimizi,diğer insan ve varlıklardan kopuk,ayrı,ilişkisiz görecek yerde daha kapsamlı bir gerçeklik içinde,şimdiye kadar görmedğimiz bir biçimde görebiliriz......................
.............'mış gibi dindar'fakire sadaka yada zekat verirken 'sevap-cennet'çıkarı içinde güdülenirken,gerçek dindar,'insan kardeşimin ıstırabı,aslında,büyük resim içinde,benim ailemin ıstırabıdır'görüşündedir ve yaşamın bütününe hizmet etmeden,kendi yaşamının anlamlı olmayacağını bilir.'Mış gibi dindar' sadaka vermeden önce vereceği parayı 3 defa başının üstünden geçirebilir,'Başımın gözümün sadakası olsun,'gibi laflar mırıldanabilir.Sadaka verirken,sadak vermek kendisi için ne çıkar sağlayacak,onu düşünmüş ve bu bilinçle güdülenmiştir.
Gerçek dindar ise 'Bu insana nasıl hizmet edebilirim?' diye düşünür.O nedenle samimi dindar,sokakta,'Allah rızası için,başınızın gözünüzün sadakası için,'diyerek dilenlere para vererek yardım etmekten ziyade,onları dilenci olmaktan kurtaracak bir yardımı daha anlamlı bulur.........."

Da Vinci said...

prayer,

Amerika'daki bahsettiğin manyağa ömür boyu hapis cezası verilmeli bana göre.

Muhammedin seks hayatı üzerine konuşmak istemiyorum. Çok merak edenler Turan Dursun'un bu konuda çalışmaları var. Merak eden açar okur ilgili kitapları.

Bu konuyu uzatmayı anlamsız ve faydasız görüyorum. Yazının asıl konusuna dönelim.

prayer said...

yukardaki konuyla alakalı yazım var zahmet edipte oku istersen

Da Vinci said...

prayer,

Önceki mesajımı yazdıktan sonra okudum. Ama cevap verme gereği hissetmedim. Görüşünü paylaştığın için teşekkürler.

prayer said...

"Rabia adında bir ermiş,'Tanrıma,hizmetinin karşılığında ücret bekleyen bir işçi gibi hizmet etmek istemiyorum.İster cennete,ister cehenneme atsın,umurumda değil.Neyi uygun görüyorsa,hiç itiraz etmeden oraya giderim.Yeter ki sürekli onu içimde hissedeyim;onun sevgisinden mahrum kalmayayım,'der."BU bana Yunus'un,
"Ne varlığa sevinirim,
Ne yokluğa yerinirim,
Aşkın ile avunurum,
Bana seni gerek seni.

Cennet cennet dedikleri,
Birkaç köşkle birkaç huri,
İsteyene ver onları,
Bana seni gerek seni."
şiirini hatırlattı bu gerçekten günümüz dindarlarından çok farklı bir tutum bana görede gerçek dindarlık budur.

Enis Diker said...

Efendim

Bir takım sorularım var. Düşünmeyi arzu edenler için: Burada birtakım sualler vardır ki, cevâbları tabîat âlimleri indinde meçhûldür. O sualler şunlardır:
1.Fen "hiçbir şey yoktan var olmaz ve var olan şey de yok olmaz” diyor. Şu halde bu esîr-i cevher-i seyyâli fezâda nereden peyda olmuştur?” Cevâbı meçhûl.
2.İlm-i hikmetin atâlet kânûnu mûcibince bir maddenin harekete ve ihtizâza gelmesi için bir sebeb ve muharrik lâzımdır; bu kimdir? Cevâbı yine mechûl.
3.Esîrin ihtizâz eden cüzleri, nihâyetsiz fezâ içinde kâmilen tekâsüf etmiyor da, niçin fezânın şurasında burasında öbek öbek muntazam manzûmeler teşekkül edecek
sûrette tekâsüf ediyor; ve bir intizâm-ı tâm altında bir silsile ta'kîb ediyor? Cevâbı meçhûl.
4.Bu akılsız ve irâdesiz ibtidâî atomlar nasıl muayyen mikdârda ve muntazam surette bir araya toplanıyorlar?

saygılarımla

Da Vinci said...

Sorularınızı konularla ilgili yazılar altında ve herkesin rahatça anlayabileceği bir Türkçe ile yazarsanız daha uygun olacağı kanaatindeyim.

Enis Diker said...

Efendim

zenediyorum ilk sayfadaki ilk yazıyı kastediyorsunuz. Çok uzun yorumlar var , burada kimse okumaz gibi geliyor. Ama siz arzu ederseniz taşıyabilirsiniz. Bazı kelimeler eski Türkçe ama metinden sorular anlaşılıyor.Zaten temel fizik kanunları üzerine yazılmış.Yazı alıntı olduğu için orijinalini bozmak doğru olmayabilir. Siz okuduğunuza göre zaten sorular sahibine ulaşmış.

Selam ve sevgiyle

Da Vinci said...

Kusura bakma ama ben birşey anlamış değilim. Arada anlaşılan şeyler var ama genel olarak benim için anlaşılmaz oradaki dil. Eğer sen anladıysan Türkçesini de yazabilirsin diye düşünüyorum.

Yorum Gönder

Yorumunuzun yazının konusuyla ilgili olmasına dikkat ediniz. Küfür içeren yorumlar ve spam amaçlı yorumlar tespit edildiklerinde silinecektir.

yasal uyarı / legal notice

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial 3.0 Unported License.

Bu blog (Bilim-Felsefe-Din) Creative Commons by-nc lisansı ile korunmaktadır. Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilir ve üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması.
Site Meter

blogger templates