26.11.07

Mustafa Akyol, Richard Dawkins ve Ateizm

TDN'de [Turkish Daily News] 13 Eylül 2007'de yayımlanan Ateistlerin afyonu [The opium of the atheists] başlıklı makalesinde Mustafa Akyol, kendine özgü üslubu ve her zamanki "ben herşeyi bilirim" edalarıyla ateizm ve hakkında eleştirel yazılar yazmaktan zevk aldığı ve her fırsatta kötü göstermek için özel çaba sarf ettiği Richard Dawkins konularına değiniyor.

İlk olarak Dawkins hakkında yazdıklarına bakalım. Dawkins'i radikal ateist ve evanjelik ateist gibi garip şekillerde tanımlıyor. Yani ateizmi savunmak, insanların dinlerin olumsuz etkilerinden kurtulmasına yardımcı olma amaçlı işler yapmak ve halkın önünde açık tartışma ortamlarında dinleri eleştirmek Mustafa Akyol'un gözünde radikal, fanatik ve bağnaz olmak için yeterli oluyor. Acaba aynı şekilde televizyonlara çıkıp veya kitaplarıyla tanrının varlığını veya belirli dilneri savunanlar için aynı şeyleri düşünüyor mu sayın Akyol? Dawkins radikal veya fanatik olmak için ne yapmış? Hristiyanların ve müslümanların dinlerini yaymak için yaptıkları şeyleri radikal ve fanatik hareketler olarak görüyor mu sayın Akyol? Hiç sanmıyorum. Peki neden Dawkins dinleri eleştirdiğinde, tanrının varlığına dair deliller olmadığına dair argümanlar ürettiğinde ve bunları toplumla paylaştığında radikal ve fanatik oluyor? Mesela Akyol'a göre Adnan Oktar, Fethullah Gülen veya Said Nursi radikal veya fanatik midir? Bunların fanatik veya radikal olarak tanımlanmayıp Dawkins'in bu sıfatlara lâyık görülmesinin ardındaki zihniyet nedir? Dawkins'in Tanrı Yanılgısı kitabında bu konuyla ilgili yazdığı bir bölümü aktarmak istiyorum:

Şunu hemen söylemeliyim ki, benim ya da diğer ateistlerin din karşısında ara sıra takındığımız bu düşmanca tavır sadece kelimelerle sınırlıdır. Ben ilahiyat kaynaklı bir anlaşmazlık yüzünden hiç bir yere bomba atmayacağım, kimsenin kafasını kesmeyeceğim, kimseye taş fırlatmayacağım, kimseyi çarmıha gerip yakmayacağım, kimseye işkence etmeyeceğim veya gökdelenlere uçakla çarpmayacağım. Ancak, her zaman olduğu gibi, muhatabım tartışmanın bu şekilde noktalanmasına izin vermeyecek ve örneğin, bana şöyle bir soru yöneltecektir: 'Düşmanlığın seni aşırı tutucu bir ateist yapmaz mı? Sen de tıpkı İncil'dekiler gibi, kendi yolunda tutucusun.' Bana sıklıkla yöneltilen bu aşırı tutuculuk suçlamasından bir an önce kurtulmalıyım çünkü üzücüdür ki iyiden iyiye yaygınlaşmaya başladı. (s. 266-267)

Bu size tanıdık geldi mi? Bu bölümün ardından Dawkins tutuculuk, bağnazlık, fanatiklik üzerine bir bölüme geçiyor ve eleştirilere yanıt veriyor. Bu bölümden de ufak birkaç alıntı yapmak istiyorum:

Kutsal kitabın suduğu gerçek bir aksiyomdur, bir muhakeme sürecinin son ürünü değildir. Tutuculara göre kitap gerçeği anlatır ve bilimsel kanıtlarla kitaptaki doğruların çeliştiği durumlarda çöpe atılması gereken kitap değil, kanıttır. Bunların aksine, bir bilimadamı olarak ben doğruların (mesela evrim) kutsal kitaplarda değil, incelediğim bilimsel kanıtlarda olduğunun bilincindeyim. Bu ikisi arasında gerçekten önemli farklar vardır. Evrimle ilgili kitaplar kutsal değildir ve güvenilirliklerini bu yolla kazanmazlar. Bu kitaplara inanılırlık vasfı kazandıran etmen, çarpıcı çoklukta ve karşılaştırmalı olarak desteklenmiş kanıtların bir arada sunulmasıdır. Prensipte her okuyucu bu tür kitapları eline alıp, kanıtları gözden geçirebilir. Bununla birlikte, eğer bir bilim kitabında herhangi yanlış bir bilgiye yer verilmişse bu er ya da geç farkedilecek ve kitabın sonraki baskılarında bu hata olmayacaktır. Ne hikmettir ki hiçbir zaman kutsal kitaplarda düzeltilmesi gereken yanlışlıklar ortaya çıkmaz. (s. 267)

Tutuculuk kolaylıkla tutkuyla karıştırılabilir. Evrimi tutucu bir yaradılışçı karşısında savunurken tutkulu görünebilirim ancak bunun sebebi kişisel bir rekabet hissi sergilemek değildir. tutkulu görünmemin asıl sebebi, evrim lehindeki kanıtların ezici seviyede güçlü olması ve rakibimin bunu bir görememesidir; ya da çok daha alışıldık olanı, bunu görmeyi reddetmesidir. (...) Ancak evrime olan inancım ne tutuculuktur ne de bir tür bağlılıktır çünkü fikrimin güncel bir kanıtla değişebileceğinin farkındayım ve bu kanıt bir gün ortaya çıkarsa görüşlerimi değiştirmekten mutluluk duyarım. (s. 268)

Üzgünüm ama burada kesmem gerekiyor. Daha fazlası için kitabı alıp okumanız gerekecek.

Richard Dawkins'le ilgili bir bölüm daha var Akyol'un yazısında. İngiltere'de Channel 4'te yayınlanan The Root of All Evil? [Tüm Kötülüklerin Kökü?] belgeselinin başlığındaki en sonda bulunan soru işaretinin editöryal bir dokunuş olduğunun belli olduğu ve belgeselin içeriğinin Dawkins'in bağnazlığını yansıttığı söyleniyor. Peki başlık konusundaki bu yorum doğru mu yoksa Akyol bunu uyduruyor mu? Bu konuda Dawkins'in kendi söylediklerini dinlemek sanırım en isabetlisi olacaktır. Kanada'da CBC kanalında yayınlanan The Big Picture programına (programı buradan izleyebilirsiniz) katılan Dawkins belgeselin başlığıyla ilgili sorulan soruya cevap verirken "hiçbir şey tüm herhangi birşeyin kökü değildir" ["Nothing is the root of all anything."] diyor ve yapımcıların ısrarları nedeniyle bu başlığın seçildiğini belirtiyor. (Aynı yöndeki sözlerini bu belgeselle ilgili yapılan diğer röportajlarında da bulmak mümkün.) Yani Mustafa Akyol'un gerçekmiş gibi göstermeye çalıştığı şekilde Dawkins'in "Tüm Kötülüklerin Kökü" başlığını seçmesi ama editöryal bir müdahele ile bir soru işareti eklenerek başlığın "Tüm Kötülüklerin Kökü?" olarak belirlenmesi gibi bir durum söz konusu değil. Tam tersine Dawkins'in bu başlığın tamamen doğru olmadığını düşünmesine rağmen yapımcıların ısrarları nedeniyle bu başlık seçiliyor. Açıkça görüldüğü gibi Akyol bilgi sahibi olmadığı bir konuda Dawkins'i eleştirmeye çalışırken farkında olmadan iftira atmış duruma düşüyor. Ama insanın bilgi sahibi olmadığı bir konuda birşey uydururken birilerine haksızlık yapma ihtimali olduğunu aklının bir köşesinde tutması dürüstçe davranarak bu tip hayali, temelsiz argümanlar ileri sürmemesi gerekir. (Bu arada belirtmekte fayda var, Dawkins bu programda tüm kötülüklerin kökünde din olmadığını söylese de birçok kötülüğün kökünde din olduğunu da belirtiyor.)

Bu konuyu kapatıp Akyol'un ateizmle ilgili söylediklerine bakalım. Akyol, agnostisizmin tamamen akla dayalı bir pozisyon olduğunu ama birisi ateist olduğunda hiçbir ampirik (deneysel) kanıt olmadığı halde tanrının varolmadığını iddia ettiğini söylüyor. Bir kere Akyol ateizmin ne olduğunu bilmiyor. Ateizm tanrının varolmadığını iddia etmez, tanrının varolduğunu gösteren yeterli delil olmadığını iddia eder. Ateizm tanrınnı olmadığına inanmak değil, olduğuna inanmamaktır ve inanmamanın gerekçesi de yeterli delil olmamasıdır. Yani Akyol'un ifade ettiği gibi ateistler tanrının olmadığını iddia etmez. Burada kullandığım 'tanrı' kelimesi genel anlamdaki tanrıdır yani belli bir dinin veya görüşün değil en genel anlamdaki tanrıdır.

Akyol'un argümanındaki diğer önemli nokta ise 'ampirik kanıt' bölümüdür. Anlaşılan Akyol birşeyin olmadığını düşünmek için o şeyin olmadığını kanıtlayan deneysel kanıtlara ihtiyaç duyuyor. Mesela Akyol Zeus'un, Hera'nın, Odin'in, Noel Baba'nın, Satan'ın varlıkları hakkında ne düşünüyor çok merak ediyorum? Bunların varolmadığına kanaat getirmek için deneysel kanıtlara mı ihtiyaç duyuyor? Nasıl bir deney yaparak bunların varolmadığını kanıtlamayı düşünüyor çok merak ediyorum. Mesela birisi çıkıp Zeus'un varolmadığını söylediğinde Akyol ne yapıyor? Ampirik kanıtların nerede diye mi soruyor yoksa bence de yok mu diyor? Zeus, Hera veya Odin var mı yok mutlak olarak bilemeyiz. Ama bunların varolduğunu gösteren hiçbir delil olmadığına göre olmadıklarını varsaymak, kabul etmek en akıllıca hareket olacaktır. Kesin olarak bilemeyiz, varolmadılarını iddia etmek temelsiz olur ama varolduklarını gösteren delillerin yokluğunda varolmadıkları yönünde pozisyon almak doğru seçim olacaktır diye düşünüyorum. Genel tanrı kavramı için de aynı şekilde bir akıl yürütme ile kesinlikle emin olamayız ama olmadığı yönünde pozisyon almak ve hayatımızı buna göre devam ettirmek bence en akıllıca tavır olacaktır. Tabi bu sırada her türlü yeni bilgiye ve delile açık olmak gerekir. Sonuçta ateizmin duruşu yeterli delil olmadığı için tanrının varlığına inanmamak olduğuna göre tatmin edici bir delille karşılaşıldığında bu pozisyonun değişimi de mümkündür. Yani ateizm, bazılarının düşündüğü gibi dogmatik ve değişmez bir pozisyon değildir; bilime, akla, mantığa ve delile dayalıdır.

Tabi şimdi birisi çıkıp pozitif ateizm tanrının olmadığını iddia eder diyebilir. Bu konuda Ateistforum'dan mantık'ın çok güzel, açıklayıcı ve aydınlatıcı bir yazısını paylaşmak istiyorum:

Pozitif ateizmin tam olarak ne dedigi ve neye dayanarak bunlari dedigi konusu genellikle kafa karistiriyor, pek cok ateist arasinda bile. Bu konuda ve negatif ateizm ile pozitif ateizm arasindaki fark konusunda bir yazi hazirlayip foruma ve siteye asmamiz gerekiyor sanirim. Cunku az anlasilan ve cok merak edilen bir konu.

Pozitif ateizm de bir tur iman midir?

Bunu anlamak icin once pozitif ateizmin ne dedigine ve bunlari neye dayanarak dedigine bakmamiz gerekiyor.

Negatif ateizm ile pozitif ateizm arasindaki bana gore en onemli farklardan biri, negatif ateizmin genel ve nispeten bulanik bir Tanri kavramina bile uygulanabilmesine ragmen, pozitif ateizmin genellikle daha daraltilmis ve somutlastirilmis, spesifik bir Tanri kavramina uygulanmasidir. Pozitif ateist genellikle spesifik bir Tanri tanimiyla ilgilenir. Genellikle de bu kutsal kitaplardan dogrudan cikan Tanri'dir. Filozoflarin ve felsefeyle ilgilenen teologlarin gelistirmeye calistigi ve kutsal kitalarin Tanri'si yerine koymaya calistiklari daha soyut, daha derin, uzerinde daha fazla dusunulmus Tanri kavramlariyla o kadar ilgilenmez pek cok pozitif ateist. Daha dogrusu, ilgilenebilir de belki ama her seyden once, Tanri kavraminin bir taniminin yapilmasini sart kosar. Bu tanima gore de tavrini belirler.

Pozitif ateist nasil kesin bir sekilde Tanri'nin olmadigini soyleyebiliyor?

Pozitif ateistin bunu soyleyebilmesi genellikle su yollarin biriyle olur:

1) Yapilan Tanri taniminin bulanik, netlikten yoksun, ya da mantiga aykiri ve/veya absurd olmasi.

Pozitif ateist der ki, benim bir seyin varolup olmadigini tartisabilmem icin, once bana o seyin taniminin yapilmasi gerekir. Ornegin, biri XYZ diye bir kavram icat etti, ve XYZ vardir iddiasinda bulundu. Kendisine XYZ nedir diye sordugunuzda, aldiginiz cevap ya mantisal acidan celiskili, ya da absurd bir cevap. Dolayisiyla, kafanizda XYZ'nin ne olduguna dair birsey canlanmadi. O durumda der pozitif ateist, nasil XYZ'nin varolup olmadigini tartismaya bile kalkismazsiniz, cunku dersiniz ki "Ben bunun ne oldugunu anlamiyorum ki var mi yok mu bileyim. XYZ deyince zihnimde hicbirsey canlanmiyor benim. Ben bu kavrami tartisamam, cunku anlamiyorum. Deli sacmasi sozlerden veya zihnimde birsey canlandirmayan bir laf kalabaligindan baska birsey degil bu soylenenler".

Bir cocuk nasil bazen sacmalar, dediklerinden bir anlam cikmaz, dolayisiyla soyledigi seyin dogru olup olmadigini dikkate dahi almazsiniz, cunku olay oraya bile gelmez. Soylenenin anlamsiz olmasindan dolayi, soylenen dikkate alinmaz. Iste pozitif ateist, teistin soylediklerini boyle bir kategoride degerlendiriyor olabilir. Bu pozitif ateizme goturen yollardan biri. Bu durumda pozitif ateist, boyle bir Tanri'nin kesinlikle olmadigini soyleyebilir.

2) Tanri taniminin, ya da kotuluk problemi gibi felsefi sorunlarin ortaya koydugu mantiksal problemlere dayanarak Tanri'nin varolamayacaginin soylenmesi.

Pozitif ateizme goturecek birbaska yol, ki yukaridaki maddenin aslinda bir alt bicimi olarak da gorulebilir bu, Tanri'nin mantiksal olarak celiskili, paradoksal bir kavram olmasina dayanarak yapilabilir. Bu yonteme daha once cok degindigim icin ayrintisini anlatmayacagim. Pek cok yazimda goreceginiz, Tanri'nin her seye kadir olma sifatinin yarattigi paradokslar ve bunun gosterdigi sonuc uzerine kurulu bir mantik yurutme bu. Bu mantik yurutmenin dogal sonucu da, boyle bir Tanri'ya inanmanin akil ve mantik isi olmadigi. Tanri inanci akil ve mantik isi degilse, fikirsel muhakeme de sadece akil ve mantiga dayandirilabilirse, demek ki bu Tanri varolabilecek bir varlik degildir der pozitif ateist.

3) Pozitif ateizme goturen birbaska yol, Tanri'nin varolmasi ihtimalinin ihmal edilecek kadar kucuk oldugunun gosterilmesine dayanir.

Oyle bazi Tanri tanimlari yapilabilir ki, varolmama ihtimali sifir olmaz. Cok kucuk de olsa, varolma ihtimali her zaman kalir. Fakat pozitif ateist, tarif edilen Tanri kavramina ait butun sorunlari gostermesine ragmen, teist tarafindan sorulan "Iyi ama varolmadigini yine de kanitlayamazsin, belki her seye ragmen yine de var bu Tanri, nasil kesin olarak yok diyebilirsin" sorusuna, "Belki gercekten de vardir, fakat su an ulastigimiz sonuc itibariyle, eger Tanri bahsettigin gibi bir varliksa, benim ortaya koydugum sebeplerden dolayi varolma ihtimali gercekten cok kucuktur, hatta ihmal edilecek kadar kucuktur. Bu durumda, varolmadigi kesin olarak kanitlanmis olmamasina ragmen, akli basinda bir insanin normal zihinsel muhakemesi geregi, boyle bir varligi yok kabul etmeye hakkimiz vardir" der.

Bunlar pozitif ateizme goturen aklima gelen belli basli yollar. Ben kendim, Tanri'nin varligini tartisiyorsam, once tanimini duymak isterim. Duydugum tanima gore ise tavrim negatif veya pozitif ateist bir tavir olabilir. Bazi Tanri tanimlarinin varolmadigini gostermek mumkundur cunku. Fakat varolmadigi kesin soylenemeyecek veya varolma ihtimalinin cok kucuk oldugu gosterilemeyecek Tanri tanimlari icin, benim tavrim negatif ateist tavir olur.

Eger Tanri kavrami tanimlanmamissa, sadece genel bir Tanri kavrami konusuluyorsa, tavrim yine negatif ateist tavir olur.

Tum bunlari dikkate alirsak, simdi burada pozitif ateizmin bir iman olup olmadigi sorusunu cevaplayabiliriz. Gorulecegi gibi, pozitif ateizm dayanaksiz bir kabul, ya da bir iman kategorisine girecek turde bir bakis acisi degildir. Bazi Tanri tanimlari icin takinilabilecek ve somut gerekcelere dayandirilabilecek bir bakis acisidir.

Fakat yine de bir 'inanc' midir pozitif ateizm? 'Inanc' sozcugunu nasil tanimladiginiza bagli bu. Daha once de dedigim gibi, inanc sozcugunu dar anlaminda anliyor ve 'iman', 'dayanaksiz ikna olmusluk' olarak algiliyorsaniz, o zaman pozitif ateizm bir inanc degildir. Fakat eger inanc sozcugunu genis anlaminda kullaniyor ve 'kani', fikir', 'zihinsel muhakeme sonucu ulasilmis sonuc' gibi kavramlari da kapsayacak sekilde kullaniyorsaniz (ki inanc sozcugunun gunluk hayattaki gecerli kullanimlari arasindadir bunlar) o zaman pozitif ateizm bir inanc olur.

Ama bu inanc, 'iman' anlaminda bir inanc olmadigindan, pozitif ateist tavrin dinler ile karsilastirilabilir bir yani yoktur. Negatif ateizmi zaten hickimse bir din olarak kabul edemez. Dinsel ogeler tasiyip tasimadigi konusu kafa karistiran ateizm kolu pozitif ateizmdir ki bu yazidaki aciklamalardan goreceginiz gibi, en azindan benim fikrime gore, pozitif ateizmin dinler ile ve dinsel bakis acisi ile ortak bir yonu yoktur.

Yani ateizm din degildir.

Bu arada unutmadan o kadar sözünü ettiğimiz The Root of All Evil? belgeselini izleyebileceğiniz linkleri de vereyim:

3 Comments:

murats said...

karşıt görüşlü insanların birbirlerini alabildiğine aşağılamalarına alışık olduğum için dawkinse
fanatik ateist beheye ise kökten katolik denmesini biryerlere kadar anlayabiliyordum ama ben
beheyi okudum ve onun hiçte köktenci olmadığını gördüm ama dawkinsi okumamıştım şu anda
elimde Tanrı Yanılgısı var ve ben aynı behede hissetiklerimi bu adamdada hissetmeye başladım
en azından okumaya değer

''rastlantısallığın tek alternatifi tasarım değildir'' hiçte dogmatik değil


''inançlılara sorun, o inandıklarını iddia ettikleri şeylere gerçekten inandıklarını mı zannediyorsunuz''

ikinci alıntı benim de uzun düşünüşlerimden sonra ulaştığım bir sonuçtu kesinlikle doğru

ama dawkinsin en büyük hatası kitabın ana argümanını hristiyan inancına göre yazması biim adamlarıyla
yapılan anketlerden tutunda büyük dua deneyine varıncaya kadar kendisine başlangıç noktası olarak hristiyan inancını
seçtiği için bir çok sonuç yanıltıcı oluyor


en etkileyici kanıt olan tasarımdan kanıttada feslefi açıdan kendince iyi çabalıyor ama verdiği somut bir şey yok ama
yukarıdada alıntıladığım gibi saçmalamıyor aksine sorunu kabul edip çaba gösteriyor bununla beraber ilk kez duyduğum tanrı kanıtlarıylada karşılaştım


bana göre herkesin okuması gereken bir kitap edebi açıdan çok iyi yazılmış gidin matt ridleyin ''Genom'' kitabını
okuyun sopnrada dawkisnsi okuyun ne demk istediğim anlayacaksınız kitabın başında ''amacım kitabı bitirdiğinizde
hepinizin birer atesit olmasını sağlamak'' diyordu ben 120 deyim ve henüz ikna olmadım :)

Da Vinci said...

Katılıyorum murats. Ne Behe'yi ne de Dawkins'i köktenci (fundamentalist) olara tanımlamak doğru olmaz. Behe'nin bazı bilgisizliklerden kaynaklanan önyargıları olduğunu düşünüyorum ama kendisini köktenci diye tanımlamam. Ayrıca senin de belirttiğin gibi Dawkins'in Tanrı Yanılgısı'nı okuyan herhangi biri onun da kökencilikle hiç ilgisi olmadığını rahatça görecektir. Kitaptan bunu gösteren birçok alıntı yapılabilir. Mustafa Akyol bunu hep yapıyor zaten. Olaylara nesnel olarak bakamıyor. Kendi dogmalarını zihinsel süzgecinin önüne koyuyor. Bana göre Akyol, Behe'ye göre köktencilik skalasında daha ileridedir.

muratS said...

selam da vinci

Aslında problem genel olarak insanlarda eğer geçmişte bir düşünceye bağlanırlarsa (ateizm,teizm,deizm hepsini kastediyorum) ondan kopmamak için savaşıyorlamış gibi görünüyor bana, dahasında kendi düşüncesi hariç herşeyi yanlış kabul ediyor bu insanlar, ben otobüste kitap okumaya bayılırım okula giderken veya başka herhangi bir yere.. bu aralar tanrı yanılgısı kitabıyla geziyorum bu kitabı gören arkadaşlarımdan bazıları tepki bile gösterdi ateistmi oldun diyorlar bana, benim için bir insanın hangi yolu seçtiği hiç önemli değil pekalada bilimsel kanıtların ateizmi desteklediğini düşünürsem ateistde olabilirim ama bu tip insanlar için müslüman doğduk müslüman ölürüz mantığı var, her düşünce yapısının içinde bu tip insanlar bulunduğunu düşünüyorum dawkinsinde dediği gibi

''arkansasta doğmuş olsalardı hristiyan olurlardı ve bundan hiç gocunmazlardı''


bu arada

http://bilimvemedeniyet.blogspot.com/2008/08/indirgenemez-komplekslie-ynelik-bir.html

yazıyı uyarıların üzerine yeniden düzenledim yazdığın yorumlarada cevap yazdım iyi akşamlar

Yorum Gönder

Yorumunuzun yazının konusuyla ilgili olmasına dikkat ediniz. Küfür içeren yorumlar ve spam amaçlı yorumlar tespit edildiklerinde silinecektir.

yasal uyarı / legal notice

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial 3.0 Unported License.

Bu blog (Bilim-Felsefe-Din) Creative Commons by-nc lisansı ile korunmaktadır. Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilir ve üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması.
Site Meter

blogger templates