29.10.06

Bakteri kamçısı (bacterial flagellum) üzerine

Uzunca bir süre akıllı tasarımcıların favori moleküler yapısı olan bakteri kamçısı yeni araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerle akıllı tasarımcıları zor durumda bırakmaya başladı. Başta Michael Behe olmak üzere William Dembski, Scott Minnich, Stephen Meyer ve Casey Luskin gibi AT (Akıllı Tasarım) hareketinin en önemli savunucularının flagellum ile ilgili bildikleri ve söyledikleri önemli şeylerin yanlış olduğu yeni araştırmalarla ortaya çıktı.

Nature Reviews Microbiology dergisinin Ekim 2006 sayısında yayımlanan, Mark Pallen ve Nicholas Matzke tarafından yazılan From The Origin of Species to the origin of bacterial flagella başlıklı makale (bu makalenin tam metnine buradan pdf dosyası olarak ulaşabilirsiniz) bakteri kamçısıyla ilgili önceden bilinmeyen önemli noktaları ortaya çıkarıyor. Mesela Michael Behe Darwin'in Kara Kutusu (Darwin's Black Box) kitabında bakteri kamçısının 40'tan fazla proteine gereksinim duyduğunu söylemektedir. Yani 40'tan fazla "olmazsa olmaz" protein olduğunu iddia etmektedir. Halbuki Pallen ve Matzke'nin araştırmaları sonucunda vardıkları sayı 23'dir. Yani incelenen birçok bakteri kamçısının tamamında olan 23 adet farklı protein vardır. Geri kalan proteinlerin bazıları farklı bakteri türlerinin kamçılarında bazıları daha farklı bakteri türlerinin kamçılarında bulunmaktadır fakat tüm kamçılı bakteri türlerinin kamçılarında olan toplam 23 protein vardır. Bu proteinlerin bulunduğu bir listeye buradan da ulaşabilirsiniz. Bu bilgi elbette Behe gibi diğer tüm akıllı tasarım savunucuları tarafından da kullanılmaktaydı ve yanlış olduğu ortaya çıktı. Ayrıca akıllı tasarım savunucuları 40 adet vazgeçilmez (olmazsa olmaz) proteinin 30 tanesinin hiç homologu olmadığını iddia ediyorlardı. Pallen ve Matzke yaptıkları incelemelerde farklı bakteri kamçılarında toplam 42 farklı protein buldular ve bunların 15 tanesinin bilinen bir homologu yok. Ama yukarda da belirttiğim gibi bakteri kamçısında vazgeçilmez 23 protein var ve bunların sadece 2 tanesinin homologu yok. Yani Behe, Dembski, Minnich, Meyers ve Luskin gibi en önemli AT savunucuları kitaplarında ve yazılarında 30 adet homologu olmayan proteinin bakteri kamçısı için vazgeçilmez olduğunu ve bu sebeple başka bir yapıdan evrimleşmiş olmasının mümkün olmadığını savunmaktaydı. Fakat bu bilginin dramatik bir şekilde yanlış olduğu ortaya çıktı. Aslında bakteri kamçısı hakkında pek de birşey bilmedikleri gün yüzüne çıktı. Bakteri kamçısının diğer biyolojik yapılarda bulunmayan 30 proteine gereksinim duyduğunu düşünüyorlardı ama bu sayı bir anda "2"ye düştü. Bu da akıllı tasarımcıların bu kadar ateşli bir şekilde savundukları bir konuda bile ne kadar bilgisiz olduklarını göstermesi açısından oldukça önemli diye düşünüyorum.

Bu konu oldukça uzun ve geniş onun için çok uzatmadan yazımı bitirmek istiyorum. Bu yeni gelişmelerle ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenlere aşağıdaki linkeri incelemelerini öneririm:

Düzeltme (19.04.2008): Vazgeçilmez protein sayısı 20 olarak verilmişti, 23 olarak düzeltildi.

8 Comments:

Adsız said...

http://www.youtube.com/watch?v=JVRsWAjvQSg

Ken Miller "Intelligent Design" hakkında konuşuyor.

Eğer bilmiyorsanız eminim çok beğeneceksiniz.

(Umarım İngilizce biliyorsunuzdur.)

Bu arada blog için elinize sağlık.

Da Vinci said...

Bu videodan haberim var ama çok büyük bir dosya olduğu için indirmeye üşendiğimden izleyemedim. Ama sizin tavsiyeniz üzerine izleyeceğim.

gaykedi said...

Lut Kavmi, Darwin, Eşcinseller ve Dinazorlar !

maille bana uyarı yollu sorulan Lut kavmini bilip bilmediğim sorusu üzerine ;

...Evet biliyorum peki sen Nuh kavminin hikayesini biliyor musun ? beni bu masal Lut kavminin hikayesinden daha çok eglendirir, hele din adamlarının, Nuh'un gemiye sığmadığı için dinazorları yanına almadigini ve nesillerinin bu yüzden tükenmiş olması iddiası beni kafadan kopartır :) ben secmek zorunda kalsam islam şeriatı yerine papanin bugünkü teokrasisinde yaşamayı tercih ederim, şu an en azından islam şeriatından cok daha bilimle barışık ilerici olduklarını papanın evrim teorisini bile, evet evrim vardir ama tanrının izniyle olmuştur çekincesiyle kabul ettigini, dinimiz hoş karsilamiyor ama genede eşcinsellere bir insan olarak sevgiyle yaklaşmamiz aciklamasi yaptiğini biliyorum. Evet papa evrim teorisini kabul etti cünkü bu gercegi inkar ederek müslümanlara göre cok daha egitimli hiristiyanları dinden biraz daha sogutmak istemedi..

evrim teorisine inanmıyanlar, biyoloji tıp ve genetik bilimine de inanmıyor demektir, apandistleri patlayınca doktora degil bir imama gitmelerini tavsiye ederim, böylece öbür dünyaya daha cabuk ulasirlar ! ve düsünmeniz icin kücük bir hatirlatma daha, acaba islam ülkelerinin bir çoğu neden bütün insanların cinsiyet, din, dil, ırk, bakımından eşit olduğu fikrini savunan insan hakları evrensel beyannemesini kabul etmiyor dersiniz..islama göre erkeklerin, sonra kadınların ve en sonunda gavurların, eşcinsellerin geldiği için olmasın...bence dinin her dediğine inanmadan önce Mevlana gibi gönül süzgeçinden bir geçirin derim...ve not hemen ateistlikle suclamayin, atesit degilim ve merak ederseniz size kendi Tanri inancim hakkinda daha önceki bir yazima link veriyorum...Gaykedi

http://gaykedi.blogspot.com/2006/08/tanry-bulutlar-zerinde-oturup-aay.html

barış said...

Sayın Da Vinci eğer Michael Behe ile birlikte bir grup araştırmacı bakteri kamçısının kaç adet protein içerdiği ile ilgili bir çalışma yapsalar idi işte o zaman Michael Behe'yi bilgisizlikle suçlayabilirdiniz..Michael Behe hangi bakteri türünde araştırma yapmıştır bunun cevabını vermeniz gerekir..

Asıl üzerinde durulması gereken nokta evrimcilerin bakteri kamçısının doğal seleksiyonla oluşup olmadığına cevap vermebilmesidir..Bakteri kamçısı doğal seleksiyon ile ortaya çıktığında motor sistemi ile aynı anda devreye girecektir..Eğer motor sisteminden bağımsız olarak ortaya çıkan bir kamçı düşünülürse doğal seleksiyon tarafından elenecektir.Akıllı tasarımcıların esas sorusu budur..Bu soruya cevap verebilmek gerekir!..

Da Vinci said...

Barış,

Sorun da ordaya işte. Behe'nin birşeyleri araştırdığı yok. Araştırsa ve bu araştırmaları ışığında söylese zaten o da görecek 40'tan fazla protein gerekmediğini. Ayrıca bu proteinlerinin hiçbirinin homologları olmadığını söylüyor. Bunu da araştırsa öyle olmadığını görecek ama araştırmıyor ve araştırma işi yine nedense diğer bilimcilere düşüyor. Behe aslında bulduğu kavramla araştırmaları körükleyecek birşey yaptı ama araştırma yapmadan ahkam kesmeye kalkıştı. Araştırma yapıp yeni bilgiler edinen bilimciler Behe'nin yanlışlarını ortaya koydu. AT destekçilerinin sorunu araştırma yapmamak ve mevcut bilgi eksiklerinden yararlanarak tasarıma destek sağladıklarını sanıyorlar.

ucxlar said...

Akıllı tasarım teorisi gerçektende didik didik ediliyor.Ve bazı savlarında bilinmez seylere sıgınarak bu boslukları tasarımla dolduruyor.Fakat hayatın kokeni gibi konularda bilgimiz artıkca god of the gaps iice buyuyor.:)
Ayrıca sadece onlar değil Darwincilerde sahte genler gibi konularda bilinmezlere sıgınıp destek sağlıyorlar. Daha sonradan işlevler ortaya cıkıyor.Bknz intron

Bu calısmalara gecersek
Behenin bu calışmalara ilişkin soyle bir cevabı var.Bu konuda ne dusunuyorsunuz?

"Common descent is one thing. Random mutation and natural selection is something completely different. Evidence for common descent is NOT evidence for RM/NS. At the very best, protein sequence comparisons may say something about common descent, but they aren’t support for Darwin’s crucial claim that the startlingly elegant, functional complexity of life arose by random mutation culled by natural selection"

Saygılar

Da Vinci said...

ucxlar,

Sahte gen değil ona sözde gen diyelim. Sözde genler gayet iyi bilinen bir konu aslında. Tüm canlılarda bolca sözde gen bulunuyor. Örnek vermek gerekirse belli bir işlei gerçekleştirmekte kullanılan bir enzimi sentezleyen bir 100 amino asitlik bir geni oluşturan nükleotidlerin belli bir yerinde hücre mutasyon oluyor ve o gen gerekli enzimin üretemiyor ve enzimin kullanıldığı işlev yerine getirilemiyor. Mesela primatlarda (İnsanlar da dahil) C vitamini bu nedenle sentezlenemiyor ve primatlar C vitaminini dışardan besinlerle almak zorunda kalıyor. Bunun gibi birçok örnek oldukça iyi biliniyor. Sözde genler konusunda dediğin gibi işlevi sonradan ortaya çıkmak gibi birşey pek söz konusu değil. Senin bahsettiğin durum Junk DNA yani hurda DNA konusunda var. İşlevi olmadığı düşünülen bölümlerin işlevi olduğu sonradan anlaşılabiliyor ama yine de işlevi olmadığı ve tamamen hurda olduğu bilinen oldukça büyük bir bölüm var DNA'larda. Yani işlevi var mı yok mu bilinmeyen bölgeler de var ama işlevi olmadığı bilinen çok büyük bölümler var insan DNA'sında. Muhtemelen tamamen işlevsiz olan bölgeler insan DNA'sının yarısını belki de daha fazlasını oluşturuyor olabilir.

Behe'nin söylediği şey çok basit. Tamam ortak atadan türemeye işaret eden deliller var. İnsanlar ile şempanzeler ortak atadan türemiştir ama bu süreçin oluşumu için rasgele mutasyon ve doğal seçilim yeterli değildir. Akıllı bir tasarımcının bir şekilde bu işin içinde parmağı olması gerekir. Ortak atadan türeme tamamen yönlendirilmemiş bir şekilde oluşamaz. Bir şekilde yönlendirilmiş olması gerekir.

Behe'nin dediği bu. Bu konuda ne mi düşünüyorum? Behe'nin yanıldığını ve bunların yönlendirilmeye gerek kalmadan doğal yollarla, kendiliğinden gerçekleşebileceğini düşünüyorum. Behe yönlendirilmemiş şekilde olamayacağını göstermeye çalışıyor ama argümanlarını yeterli ve tatmin edici bulmuyorum. Tanrı'nın delili varmı tartışmasında Behe'nin son kitabında sunduğu argümanlara biraz değinmiştim. İstersen onlara bakabilirsin.

ucxlar said...

introns, pseudogenes,repetitive sequences gibi diziler Junk Dna kavramı içinde yer almaktadır.Ben Junk Dna kavramının spkülatif olduğunu dusunuyorum.Elimizdeki verilerin artmasını beklemeliyiz.Bu konularda yorumlar yapabilmek için.

davinci:"Sözde genler konusunda dediğin gibi işlevi sonradan ortaya çıkmak gibi birşey pek söz konusu değil. "


Pseudogenes function diye arattırdığım zaman hayli yaratılscı ve tasarımcı siteler cıktı karsıma

Bakın HY den bir alıntı yapıyım
http://www.ulusalbilimlerakademisininyanilgilari.com/molekulerbiyoloji_evrimekanit_yanilgisi_2.php

Nitekim daha önceleri işlevsiz olarak kabul edilen ve en bilinen sözde gen gruplarından biri olan Alu'nun gerçekte işlevsel olduğu yakın bir zaman önce delillendirilmiştir. Ayrıca bazı sözde genlerin DNA'yı tersine kopyalayan RNA ile birbirlerini etkiledikleri düşünülmektedir.34 Bazı sözde genlerin ise, genetik çeşitlilik oluşturmak için bilgi kaynağı olarak fonksiyon gösterdiklerine inanılmaktadır

______


Ayrıca yonlendirilmiş evrime ilişkin pek bilgim yok bu yuzden ortada tatmin edici bir arguman var mı yok mu konusunda bir yorum yapamayacağım.

Saygılar

Yorum Gönder

Yorumunuzun yazının konusuyla ilgili olmasına dikkat ediniz. Küfür içeren yorumlar ve spam amaçlı yorumlar tespit edildiklerinde silinecektir.

yasal uyarı / legal notice

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial 3.0 Unported License.

Bu blog (Bilim-Felsefe-Din) Creative Commons by-nc lisansı ile korunmaktadır. Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilir ve üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması.
Site Meter

blogger templates