12.12.12

Tanrının varlığını gösteren delil var mı? (Duyuru)

Bu, tüm teistlere yani müslümanlara, hristiyanlara, musevilere ve diğer dinlere inananlara bir çağrıdır. İnandığınız tanrıya niçin inanıyorsunuz? İnanmanızı sağlayan deliller var mı yoksa kör bir inanca mı sahipsiniz? Eğer inandığınız tanrının delilleri olduğunu düşünüyorsanız bu deliller nelerdir? Delil olması sizce önemli midir inanç için? Hiçbir delile dayanmayan kör bir inanca sahip olmak sizce akılcı bir davranış mıdır? (Orijinal yayım tarihi: 27.09.2007)

Duyuru (03.01.2008, 22:20): Bu konuyu devamlı gündemde ve güncel tutmak istediğim için bu başlığı en üstte tutacağım. Yeni eklenen yazıların bunun altına gelecek. Tanrı inancının akılcı gerekçeleri olduğunu düşünenleri burada argümanlarını sunmaya ve savunmaya davet ediyorum. Gelin tartışalım.

5.5.08

Hakaret Anketi Sonuçları

anketsonuclari

Daha önceki anket sonuçları:

3.5.08

Stephen Hawking'e kulak verelim

2.5.08

Kimyasal Biraderler

The Chemical Brothers'ın sevdiğim şarkılarından biri ile başlayalım:



Bunlar da yerli malı Chemical Brothers yani nam-ı diğer Kimyasal Biraderler:

celalettincerrah muammerguler

(1) İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah

(2) İstanbul Valisi Muammer Güler

Bunlar da Kimyasal Biraderlerin marifetleri:

Geçen sene 1 Mayıs'ta absürd trafik uygulamaları nedeniyle Vali İstifa!!! diye bir yazı yazmıştım. Ama bu sefer kimseye istifa edin falan demeyeceğim çünkü bu adamların nasıl bir zihniyete sahip olduğunu gördüm. Başarısızlık, basiretsizlik, skandal, rezalet gibi şeyler bunlar için önemli değil. Onlar ne yaparlarsa doğrudur. Hiç yanlış birşey yapmazlar. Kimyasal Biraderleri, İstanbul'a yaptıkları muhteşem katkı için hep beraber ayakta alkışlamamız gerekiyor.

[Bu arada Gazeteport'tan Melike İlgün'ün yazısını belirtmeden geçmeyeyim.]

26.4.08

Dinozor-Kuş bağlantısına yeni delil

68 milyon yıllık bir Tyrannosaurus rex fosilindeki iyi korunmuş yumuşak dokudan elde edilen kollajen proteinleri üzerinde yapılan çalışmalarda T. rex'in, tavuk ve devekuşu ile olan akrabalığının diğer sürüngenlerle olan akrabalığına göre daha yakın olduğu sonucuna varıldı. Bilimciler çok uzun zamandır dinozorlarla kuşlar arasında akrabalık olduğunu ve kuşların uçamayan dinozorlardan evrimleştiğini düşünüyorlardı. Ama bu düşünceler hep iskelet yapılarındaki benzerliklere dayandırılıyordu. Bu yeni buluş ile dinozor-kuş bağlantısı genetik olarak da desteklenmiş ve delillendirilmiş oldu.

Bu konuyla ilgili bilim sitelerinde çıkan birkaç haberin linkini aşağıda bulabilirsiniz (linkler Genomicron'dan alınmıştır):

20.4.08

Ali Nesin röportajı

alinesin Ayrımsızlar.org'da Prof. Dr. Ali Nesin'le yapılan bir röportaj yayımlanmış. Ali Nesin söylediklerinin %99'una katılıyorum. Bu röportajın tamamını okumanızı öneririm. Bu arada bazı önemli gördüğüm bölümleri aktarayım:

Hiçbir tanrıya ya da tanrısal güce inanmam. Öldükten sonra sadece ve sadece toprak olacağıma inanırım. Ne varsa bu dünyada var yani...

[...]

Eğer Allah varsa ve insanı saçlı yaratmışsa ve eğer Allah – olması gerektiği gibi - iyi bir varlıksa, o zaman kadınlara haksızlık yapıp onlara “saçınızı göstermeyeceksiniz” demiş olamaz. Eğer Allah iyi bir varlık değilse ve kadın erkek arasında eşitsizlik yaratıp gerçekten böyle bir emir vermişse o zaman her şeyi göze alıp bu Allah’a karşı başkaldırmak gerekir diye düşünüyorum. Aksi halde, öbür dünyada başımıza geleceklerden korkup Allah’ın mantığımızın almadığı ve doğru olmayan emirlerine uymak gerekir, ki bunun da Allah’ın hoşuna gideceğini doğrusu pek sanmıyorum!

Başörtüsüne karşı hoşgörülü olduğumu söyleyemem. Hoşgörü biraz fazla olumlu bir terim; ne de olsa “hoş görmek”ten geliyor. Müsamaha ya da tolerans da doğru ifade etmiyor başörtüsü karşısında hissettiklerimi, çünkü bu da biraz fazla olumsuz bir terim, acıdığınız birine müsamaha gösterirsiniz. Öte yandan kimseye başörtülü diye hakaret etmem, kimseyi başörtülü diye eğitimden mahrum etmem, kimseyi bu yüzden sınıfımdan atmam, atamam, buna hakkım olmadığını düşünürüm. Kendimde görmediğim bir hakkı da başkasına devredemem.

[...]

Laik bir devlet din dersi veremez diye düşünüyorum. Olsa olsa dinler tarihi ya da din felsefesi gibi dersler olabilir ki bunun da Tükiye koşullarında adam gibi verilebileceğini sanmıyorum.

Öte yandan halk da örgütlenip din kursları açabilmeli.

Ben Diyanet İşleri Bakanlığı’na da karşıyım. Olsa olsa bir müdürlük olabilir. İmamların, müezzinlerin, hocaların maaşlarını cemaat ödesin, ben niye ödeyeyim? Öderim aslında, ödemem değil, ama kendi isteğimle, bu da bir ihtiyaç sonuç olarak. Ama bu işin devlet eliyle yapılmasına karşıyım.

15.4.08

Çoban ve Oy Meselesi (Güncelleme)

aysunkayacı Malumunuz eski manken Aysun Kayacı'nın NTV'de sarf ettiği "dağdaki çobanla benim oyum neden eşit" mealindeki sözleri güzel memleketimizde infiale yol açtı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat (bu ne biçim bir isim böyle) yaşadığını düşündüğüm geçici şuur kaybı sırasında Kayacı'ya edepsiz civciv gibi saçma sapan bir laf etmiş. Adanalı bir çoban da Kayacı hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Bu konuda birçok blogcu da birşeyler yazdı ve mazlum çobanların savunucusu rolüne büründü (1, 2, 3). Bu vesile ile ben de bu konudaki fikrimi belirtme gereği duydum.

Olaya elbette dağdaki çoban, amele, köylü vb. kalıplarla yaklaşmamak gerekir. Çoban, çöpçü, mühendis, doktor veya ortaokul, lise, üniversite mezunu gibi ayrımlara gitmemek gerekir. Böyle bir ayrım bence çok yanlış olur. Oy vermek ve devletin yönetiminin en üst kademesinde yer alacak insanları seçmek önemli bir iştir. Bu nedenle bana göre oy verme konusunda yetkinlik aranmalıdır. Herkesin oyunun eşit olması asıl eşitsizlik ve adaletsizliktir. Ülkesi hakkında yeterli bilgisi olmayan, oy verdiği parti veya kişiler hakkında yeterli bilgisi olmayan, aklı başında olup olmadığı bile belli olmayan birinin oyunun diğerleriyle bir tutulması adaletsizliktir diye düşünüyorum. Her vatandaşın oyu eşit olmalı demek aslında eşitliği değil eşitsizliği savunmaktır. Yetkinliğini gösteren her vatandaşın oyu eşit olmalı. Ama ot gibi yaşayan, ülkede olan hiçbir şeyden haberi olmayan, oy verdiği parti hakkında hiçbir bilgisi olmayan birisinin oyunun başkalarının oyuyla eşit değerlendirilmesi bence günümüz demokrasilerinin en önemli sorunlarından biridir.

Peki bu durumda ne yapılabilir veya yapılmalı? Bu konu üzerine çok derinlemesine düşünmedim ama aklıma ilk gelen şey oy pusulasının yanında ufak bir test olabileceği. Bu testte kişinin oy vermeye yetkin olup olmadığını ortaya çıkarabilecek nitelikte sorular olur. Olumsuz test sonucu çıkan kişinin oyu (1) geçersiz sayılır veya (2) düşük bir ağırlığa sahip olur. (1) veya (2) nin hangisinin geçerli olacağı konusunda net bir fikrim yok. Bunun üzerine daha fazla kafa yormak ve düşünceleri değerlendirmek gerekiyor. Belki de aynı anda ikisi de kullanılabilir. Bu bahsettiğim test öyle ÖSS ve zeka testi gibi birşey olmayacak elbette. Mesela 8-10 sorudan oluşan; ülke, oy verilen parti (her partiyle ilgili sorular olur ve hangi partiye oy veriliyorsa o parti hakkındaki sorunun cevabı değerlendirilir) ve bazı başka temel konular hakkında sorular içeren kısa bir test olacak. Bu sorulara verilen cevaplara göre verilen oy ya geçerli sayılacak ya da (1) geçersiz sayılacak veya (2) belli (geçerli oya göre daha düşük) bir ağırlığa göre değerlendirilecek. Bana göre oylama konusunda yapılabilecek en adil düzenleme budur. Herkesin oyunun eşit olması eşitlik değil tam tersine eşitsizliktir.

Bu arada bu konuda genel görüşün aksine düşünen blogcu arkadaşlar da var. Yeri gelmişken onlardan bazılarının yazılarının linkini vereyim. Ama bu yazılardaki her görüşe katıldığım gibi bir izlenim olmasını istemem, ben görüşlerimi yukarda belirttim (05.04.2008):

Güncelleme (15.04.2008): Bu konuda Bliyaal çok güzel bir yazı yayımladı. İlgilenenlerin okumasını tavsiye ederim: Demokrasinin Sınırı

Bu arada Bliyaal'in blogunda gördüğüm bir videoyu da paylaşmak istiyorum. Bu videoda Nihat Genç AKP'ye giydiriyor ve ucundan da olsa bu yazının konusuna değiniyor sayılır.

Guillermo Gonzalez'in tenure meselesi...

NCSE'nin (National Center for Science Education), Expelled: No Intelligence Allowed adlı Akıllı Tasarım destekçisi absürd belgesel filmindeki birçok farklı konudaki birçok yalanı ortaya koyduğu Expelled Exposed sitesinde belgeselde Guillermo Gonzalez'in tenure alamamasıyla ilgili iddialara da cevap verdiği bir bölüm var. Bunu sizlerle paylaşmak istedim. İlgilenenlere duyurulur.

Konuyla ilgili önceki yazımlarım:

12.4.08

Fenomen mi Şarlatan mı?

Star TV'de yeni bir program başlıyor. Eminim birçoğunuz tanıtımına rastlamışsınızdır.

fenomenSunuculuğunu ünlü yapımcı ve yönetmen Sinan Çetin’in yapacağı ve Star TV ekranlarında milyonlarla buluşacak olan “Sinan Çetin İle Fenomen” adlı programın jüri üyeliğini dünyaca ünlü mentalist Uri Geller yapacak.

“FENOMEN”, dünya çapında yapılan ve yayınlandığı ülkelerde reyting rekorları kırmasının yanı sıra, program içinde yapılan gösterileriyle de “efsane” oldu! Seçilmiş 10 ‘özel yeteneğin’ canlı yayında ‘çok özel’ showlarını yapacağı ve her hafta bir kişinin izleyici oylarıyla eleneceği program 17 Nisan’da Star TV’de izleyiciyle buluşacak.

Bu Star'daki tanıtım yazıydı. Bir de Hürriyet'teki habere bakalım:

fenomen2 Doğa üstü güçleriyle tanınan, metal eşyaları dokunarak bükebilen ünlü mentalist Uri Geller, Star TV'nin yeni yarışması "Fenomen"de jüri üyeliği yapacak.

Sunuculuğunu ünlü yapımcı ve yönetmen Sinan Çetin’in üstlendiği “Fenomen" adlı yarışma, 17 Nisan'da Star TV'de başlıyor. Seçilmiş 10 özel yeteneğin canlı yayında çok özel şovlarını sergileyeceği ve her hafta bir kişinin izleyici oylarıyla eleneceği programın sürprizi ise dünyaca ünlü mentalist Uri Gellar'ın jüri üyeliği yapacak olması...

Sırrını kimse çözemedi
Program için geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gelen Geller, çekimler öncesi Sinan Çetin ile buluştu. Metal eşyaları dokunarak bükmesi, duran saatleri çalıştırması gibi kimsenin anlayamadığı birçok yeteneğe sahip olan Geller'ın doğa üstü güçlerine hayran kalan Çetin, "Onunla beraber program yapacağım için çok heyecanlıyım" dedi.

Neymiş efendim metal eşyaları mental güçleriyle bükebiliyormuş, duran saati çalıştırabiliyormuş, doğa üstü güçleri varmış. Sinan Çetin kendisine hayran kalmış ve çok heyecanlıymış. Vah vah.

Sinan Çetin bu programı Türkiye'ye getirmeden önce Uri Geller hakkında araştırma yaptımı bilmiyorum ama kendisinin özellikle Amerika'da bir mentalistten veya psişik veya doğaüstü güçleri olan birinden çok, James Randi tarafından numaraları açığa çıkarılmış olan ve Randi'nin doğaüstü güçleri olduğunu gösterecek kişiye vereceği 1.000.000$ (1 milyon dolar) ödül için sahip olduğunu olduğunu iddia ettiği güçlerini kanıtlamaya cesaret edemeyen biri olarak tanındığının farkında olmadığını düşünüyorum (belki de farkındadır ama rating kaygısı ağır basmıştır kim bilir). Bu bahsettiğim şeyin en güzel örneklerinden birini aşağıdaki videoda görebilirsiniz.

Kendi malzemeleri ile değil de başkaları tarafından hazırlanmış ve önceden üzerinde hiçbir oynama yapamadığı malzemelerle sözde doğaüstü güçlerini göstermesi istendiğinde bunu başaramıyor ve kendini güçlü hissetmediğini söyleyerek işin içinden kurtulmaya çalışıyor. Komik değil mi?

(Not: Burada arka arkaya izlenmesi gereken 4 adet video var.)

Yine yukardaki videolarda Uri Geller'in bazı numaraları James Randi tarafından açıkça ortaya konuluyor.

Bu video ise 45 dakika civarında ve bir televizyon programından alınmış. Burada Uri Geller'in nasıl biri olduğunu daha net görebiliyoruz. Sahip olduğunu iddia ettiği güçlerinin uzayla bir ilgisi olabileceğini ve akıllı olduklarını söylüyor. Bu güçlerin kendisini belli etmek istemediğini iddia ediyor. Bunu da şöyle açıklıyor. Defalarca laboratuvarda güçlerini test etmeye çalıştığında nedense normalde yapabildiği şeyleri yapamadığını mesela kaşığı bükemediğini söylüyor. Bu güçlerin deneylerle ortaya çıkmak istemediğini bu nedenle kontrollü bir şekilde test edildiğinde güçlerini kullanamadığını söylüyor. Ne kadar da ilginç değil mi? Kontollü bir deney altında güçlerini kullanamıyormuş. Ayrıca kendisinin yaptığı şeylerin tamamen aynısını yapabilen, bunların basit sihirbazlık numaraları olduğunu söyleyen ve nasıl yapıldığını da açıklayan kişilerin yaptıklarının gerçekten numara olduğunu ama kendi yaptığının kesinlikle sihirbazlık numarası olmadığını bunların tamamen psişik, doğaüstü güçleri sayesinde yaptığını iddia ediyor. Komik değil mi? Kendisinin de sihirbazlık numarası yaptığını ve insanları aldattığını söyleyese hiçbir sorun olmayacak aslında. Ama Geller inatla doğaüstü güçlere sahip olduğunu iddia ediyor ve kendisini aynı şeyleri yapabilen kişilerden üstün görüyor. Ne gariptir ki bu güçlerini hiçbir zaman kontrollü bir deneyde kanıtlayamamış olmasına, yukardaki videolarda da görüldüğü gibi pek çok kere hazırlık yapmasına izin verilmediği durumlarda başarısız olmasına ve birçok videoda yaptığı numaranın gözükmesine rağmen hâlâ doğaüstü güçlere ship olduğunu iddia etmeye devam ediyor. Sahip olduğu şöhreti kaybetmeye ve sıradan bir sihirbaz olduğunun ve yaptıklarıyla yıllar boyunca insanları kandırdığını kabul etmek ona ağır geliyor olabilir diye tahmin ediyorum.

Bunun yanında Uri Geller'ın iki jüri üyesinden biri olduğu Phenomenon adlı programın Amerika'da ilk sezon (sadece 5 bölüm) sonunda yayından neden kaldırıldığını da irdelemek lazım. Diğeri jüri üyesi olan Criss Angel'ın doğaüstü güçleri olan kimseye rastlamadığını ve Phenomenon programına katılanlardan birinin psişik veya doğaüstü güçlere sahip olduğunu iddia etmesi durumunda yaptığı numarayı canlı yayında ortaya çıkaracağını söylemesi ve ölülerle iletişim kurabildiğini iddia eden bir yarışmacıya ve aynı zamanda yarışmanın diğer jüri üyesi olan Uri Geller'a da meydan okuması bu programın yayından kaldırılmasında etkili olmuş olabilir.

2 Nisan'da NBC'nin bu yarışmayı yayımlamayacağı ortaya çıktı ve hemen ardından Uri Geller Türkiye'ye transfer oldu. Türkiye'de soytarılık ve şarlatanlığın ne kadar çok prim yaptığını düşünürsek bu yarışmanın da çok tutacağını düşünüyorum.

10.4.08

Wordpress.com sonunda açıldı

Bu sevindirici haberi Başak Purut'tan gelen e-mail ile öğrendim. Çok basit bir işlemin bu kadar uzamış olması Türk hukuk sistemi adına üzücü ama bu haksız engellemenin sonunda kalkmış olması sevindirici. Bu engellemenin kalkmasında en çok emeği geçen kişi olduğunu düşündüğüm Başak Purut'a bir kere de burada teşekkürlerimi sunuyorum.

Ama bunun yanında Google Groups'a erişim engeli geldi hem de yine Adnan Oktar'a hakaret gerekçesiyle. Nedense artık bu engelleme kararlarına hiç şaşırmıyorum. Yakında Google tamamen yasaklanırsa da şaşıracağımı sanmıyorum.

7.4.08

Kuran hakkında da soruşturma açılmalı mı? (Güncelleme)

28.11.2007 tarihli Milliyet gazetesinden bir haber [Dinin sorgulandığı kitaba soruşturma]:
ABD, Kanada ve İngiltere'de en çok satanlar listesinden inmeyen ve temmuzda Türkçe "Tanrı Yanılgısı" adıyla yayımlanan kitap hakkında savcılık soruşturma başlattı.
Nezih Gürol - İstanbul

Dünyanın tanınmış ateistlerinden İngiliz yazar, Richard Dawkins'in, yayımlandığı ülkelerde büyük tartışmalara neden olan, tanrının varlığını ve dini sorguladığı "Tanrı Yanılgısı" adlı kitabı bir Türk okuyucunun şikâyetiyle soruşturma konusu oldu.
Yayımlandığı 2006'dan beri ABD, Kanada ve İngiltere'de en çok satanlar listesinden inmeyen "The God Delusion" adlı kitap, Kuzey Yayınları tarafından Temmuz 2007'de "Tanrı Yanılgısı" adıyla Türkçeye çevrilerek okuyucularla buluştu.
Bir Türk okuyucu, Dawkins'in tartışmalara neden olan bestseller kitabında kutsal değerlere saldırdığını iddia ederek savcılığa şikâyette bulundu. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı, dört sayfalık dilekçeyi incelemesinin ardından kitabı hazırlayanlar hakkında soruşturma başlattı.

Ateizm suç değil

Türk Ceza Yasası'nda ateizm suç sayılmazken, kitabın çevirisini inceleyen Şişli Basın Savcısı Muhittin Ayata, kitapta inanan insanları aşağılayan, küçük düşüren ifadeleri tespit ederse çevirmen ve yayıncı hakkında dava açacak.
Dava açılması halinde TCK'nın "Halkı kin ve düşmanlığı tahrik ve aşağılama" suçunu kapsayan 216. maddesi gereğince çevirmen ve yayımcının 6 aydan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilebilecek.
Kuzey Yayınları yetkilisi, kitap hakkında resmi bir soruşturma konusunun henüz kendilerine bildirilmediğini, sadece savcılıktan bir kişinin kitabı basan matbaayı telefonla arayarak bazı bilgiler aldığını belirtti.
İşte böyle komedi bir ülkede yaşıyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüğünün ne olduğunu hiçbir şekilde kavrayamamış insanlar var. Hem de bu şikayeti yapan kişi muhtemelen eğitimsiz insanlar da değil. Bu kitaba para verip almış ve okumuş bir insan alelade biri değildir. Zaten asıl acı olan şey de böyle birinin bu kitap için "Halkı kin ve düşmanlığı tahrik ve aşağılama" gerekçesiyle suç duyurusundan bulunuyor olması.

Bu kitabın inananları aşağıladığını düşünen ve bunun için savcılığa suç duyurusunda bulunan kişinin Kuran'da birçok yerde, inanmayanların Allah tarafından "yalancı1, sapık2, kibirli3, davar (hayvan)4, gafil5" gibi sözlerle tanımlanması için ne düşündüğünü çok merak ediyorum? Acaba bunlar kin ve düşmanlığa tahrik için yeterli midir veya bunlar inanmayanları aşağılamak değil midir? Peki bu durumda ne yapmak lazım? Kuran'ın yasaklanması için de savcılığa şikayette mi bulunmamız lazım? (Elbette hayır.) Hollanda'da Kuran'ın yasaklanması gerektiğini söyleyen aşırı sağcı Geert Wilders'den ne farkı var bu şikayeti yapan kişinin? [Kuran yasaklansın mı?]

Sonuç olarak kendi adıma, Şişli Basın Savcısı Muhittin Ayata'nın büyük bir hata yaparak kitabın basımının durdurulması için dava açacağını düşünmek bile istemiyorum. İfade ve düşünce özgürlüğü kapsamında dinlerin ve inançların eleştirilebilmesi bir haktır. Savcılığın da bu yönde bir kanaate sahip olduğunu ve dava açılmasına gerek olmadığına karar vereceğini düşünüyorum, daha doğrusu umuyorum.

Neler olacağını izleyip göreceğiz. Umarım sonuç tahmin ettiğim gibi olur... (01.12.2007)

Güncelleme (07.04.2008):
Sonunda dava sonuçlandı ve beklendiği gibi davacının yasaklama ve sansür talebi reddedildi:

Mahkeme Başkanı Hakim Hakkı Yalçınkaya, dün (2 Nisan) görülen karar duruşmasında, "Kitabın yasaklanmasının, suç sayılmasının kitabın çok kısa sürede çok daha fazla okuyucuya ulaşacağı gerçeği de dikkate alındığında kitap yasaklamanın düşünce özgürlüğünü özünden sınırlayacağı"na hükmetti.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün benimsenmesi ve bazı kesimler tarafından hazmedilmesi açısında önemli bir karar olmuş. Ama davacı vatandaş biraz inatçı çıkmış. Kendisi karara itiraz edeceğini söylemiş. Anlaşılan hazım konusunda hâlâ bazı sorunları var. Kendisine acil şifalar diliyorum.

3.4.08

Büyüksün Fenerbahçem

fenerbahce2-1chelsea

(Resim www.fenerbahce.org sitesinden alınmıştır.)

30.3.08

Arşivden Geometri Sorusu 3


Yine arşivimden güzel bir soru çıkardım sizin için. Bakalım bunu çözen çıkacakmı. Pek umutlu değilim ama... Bunun çözümünü de bir hafta sonra (30.03.2008) burada vereceğim. Uğraşacak olanlara kolay gelsin... (23.03.2008)

Güncelleme (30.03.2008, 17:35): Çözümü aşığıda bulabilirsiniz. Eğer resimdeki sözlü anlatımda veya çizimde anlaşılmayan bir yer varsa çekinmeden sorabilirsiniz.

Vah zavallılar vah...

bjk-fb-chelsea

(Resim www.haberturk.com 'dan alınmıştır.)

29.3.08

Yorumsuz: Fitne ve İtaat

Burada iki olayı yorumsuz olarak sunacağım. Üzerine yorum yapılabilecek şeyler ama şimdilik yorumsuz bırakmayı tercih ediyorum.

Fitna (Fitne)

Radikal'in Wilders, 'Fitne'yi yayımladı (28/03/2008) başlıklı haberi şöyle:

AMSTERDAM - Hollanda'da aşırı sağcı Özgürlük Partisi lideri Geert Wilders, daha yayımlanmadan İslam dünyasından büyük tepki gören 'Fitne' adlı Kuran karşıtı belgeselini dün nihayet www.liveleak.com adlı sitede görücüye çıkardı. Wilders'in Kuran'ı 'faşist bir kitap' olarak lanse ettiği 15 dakikalık filmi Kuran kapağı görüntüsüyle başlıyor. Ardından 2005'te Müslüman dünyada infial yaratan ve Hz. Muhammed'i sarığında bomba ile tasvir eden karikatür ekrana geliyor. Sonra Kuran'ın 8. suresinin 60. ayeti İngilizceye şu tercümeyle veriliyor: "Onlara karşı, toplayabildiğiniz kadar kuvvet ve atlı birlikler hazırlayın. Böylece hem Allah'ın düşmanlarının ve kendi düşmanlarınızın kalplerine korku salabilirsiniz." 11 Eylül saldırılarında uçağın İkiz Kulelere çarpışı ve akabinde Mart 2004'te 191 kişinin ölümüyle sonuçlanan Madrid bombalamalarının kurbanlarının cesetleri ekrana geliyor. Filmin sonunda birinin Kuran'ın sayfalarını çevirişi görülüyor ve yırtma sesi duyuluyor. Ekranda şu yazı yer alıyor: "Duyduğunuz yırtılma sesi bir telefon defterine ait. Kinci ayetlerin bulunduğu sayfalarını yırtmak bana değil, Müslümanlara düşer. İslamlaştırmayı durdurun. Özgürlüğümüzü savunun." Gece gündüz polis koruması altında bulunan Wilders yayından sonra "Bu bir provokasyon değil, ama bana kalırsa son uyarı" dedi. (afp, Reuters)

Eğer haberde adı geçen LiveLeak video sitesine gidip filmi izlemeye çalışırsanız karşınıza LiveLeak.com'un, gelen tehditler üzerine bazı çalışanlarının can güvenliğini riske atmamak için filmi siteden kaldırdıklarını bildiren mesajı ile karşılaşırsınız. Ama neyseki internete düşen birşey anında kopyalandığı için filmi artık başka yerlerde de bulmak mümkün. Mesela film Google Video'ya yüklenmiş durumda. Fitna filmini izlemek isteyenler videoya buradan ulaşabilir.

Submission (İtaat)

Radikal'in Fanatizmin işi cana kıymak (03/11/2004) başlıklı haberi şöyle:

AMSTERDAM - İslam toplumunda kadına yönelik şiddeti konu edinen filmiyle tehditler alan Hollandalı yönetmen Theo van Gogh öldürüldü. Ünlü ressam Vincent van Gogh'un kardeşinin dördüncü kuşak torunu olan Theo van Gogh, dün sabah başkent Amsterdam'da Fas kökenli bir kişi tarafından sokak ortasında önce bıçaklandı, sonra kurşun yağmuruna tutuldu.
Film yapımcısı, yönetmen, sunucu ve köşe yazarı Theo Van Gogh, ağustosta Hollanda televizyonundan gösterilen 'İtaat' adlı filmi yüzünden ölüm tehditleri alınca kendisine koruma tahsis edilmişti. Görgü tanıklarına göre, saldırgan üç el ateş ederek yere yığdığı Van Gogh'u ayrıca birkaç kez bıçakladı. Ardından da göğsüne sapladığı bıçağa bir mektup iliştirmeye çalıştı. Saldırgan kaçarken polisle girdiği çatışmada yaralanıp yakalandı. Çatışmada bir polis de hafif yaralandı. Amsterdam Başsavcısı Leo de Wit, Van Gogh'un katil zanlısının Amsterdam'da yaşayan, 26 yaşında, Fas asıllı bir Hollanda vatandaşı olduğunu açıkladı. De Wit, zanlının örgüt bağlantısının araştırıldığını belirtti.

Polis korumasındaydı
Başbakan Jan Peter Balkenende, halkı sakin olmaya ve hemen olay hakkında sonuçlar çıkarmamaya davet ederken, "Bir görüş ayrılığının cinayete yol açması kabul edilemez" diye konuştu. Van Gogh'un yönettiği 'İtaat' filmi zorla evlendirilen, kocasının şiddetine ve aileden birinin tecavüzüne maruz kalan Müslüman kadının hikâyesini anlatıyordu. Senaryosu da çok tartışmalı bir isim olan Somali'den göçmüş 'İslam'dan dönme' Hollandalı kadın politikacı Ayaan Hirsi Ali'ye ait. Geleneksel Müslüman topluma sert eleştirileriyle tanınan Hirsi Ali, filmin gösteriminden bu yana polis koruması altında tutuluyor. (ap, bbc)

Yönetmeni Theo van Gogh'un vahşice öldürülmesine ve yazarı Ayaan Hirsi Ali'nin ölüm tehditleri altında polis korumasıyla yaşamını sürdürmesine neden olan İtaat filmini buradan izleyebilirsiniz. Ayrıca buradan direk bilgisayarınıza da indirebilirsiniz. Bunların yanında Türkçe alt yazılı olarak da buradan (siteye üyelik gerekiyor) indirebilirsiniz.

20.3.08

Arşivden Geometri Sorusu 2

soru6

Arşivimden çıkardığım ikinci soru. Yine görece basit bir soru. Bunun da cevabını tam bir hafta sonra (20.03.2008) burada yayımlayacağım. (13.03.2008)

Güncelleme (20.03.2008, 23:35): İşte çözüm söz verdiğim gibi aşağıda. Resmi üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

17.3.08

Arşivden Geometri Sorusu

soru12

Bir aralar geometri sorularıyla baya ilgilenmiştim. Arşivimde birçok zor geometri sorusu ve çözümleri mevcut. Bunları zaman içinde paylaşmak istiyorum. İlk soruyu yukarda görebilirsiniz. Çözümü tam bir hafta sonra yani 17.03.2008'de bu başlık altında yayımlayacağım.

Uğraşacak olanlara kolay gelsin demekten başka yapabileceğim birşey yok. Aslında arşivimdeki soruların genel zorluk seviyesini düşündüğümde bu sorunun en basitlerden biri olduğunu söylemem yanlış olmaz. (10.03.2008)

Güncelleme (17.03.2008): Tam bir hafta önce cevabı bir hafta sonra yayımlayacağımı söylemiştim. İşte yukardaki sorunun çözümü (resmin üstüne tıklayarak büyütebilirsiniz):

cevap23a

15.3.08

İnternet ve Sansür


teknosohbet.tv

13.3.08

Türk Telekom mahkeme kararına rağmen wordpress.com sansürüne neden devam ediyor! (Güncelleme: 13.03.2008)

7 ve 9 Kasım'da turk.internet.com sitesinde çıkan Yanlış Hesap Bağdat’tan Döner; Wordpress Açılıyor ve wordpress.com Davasına İtiraz Nasıl Sonuçlandı? başlıklı haberlere bakarsanız mahkemenin tüm siteye erişimin engellenmesi yönünde verdiği kararın bozulduğunu ve sadece suç unsuru içeren sayfalara erişimin engellenmesine karar verildiğini görürsünüz. Bu kararın direk olarak Türk Telekom'a iletilmiş olması lazım. Ama bu olayın üzerinden 1 ayı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen Türk Telekom'da tık yok. Wordpress hâlâ sansürlü.

Bu konuda Türk Telekom'dan ilgili kişilere email gönderdim ve bunun nedenini sordum ama hiçbir cevap alamadım. Bu nasıl bir umursamazlık, bu nasıl bir bir vurdum duymazlık? Bu olayın aynısı Edip Yüksel'in 19.org sitesi için de olmuştu. Tüm sitenin engellenmesi kararı bozulmuş olmasına rağmen 19.org'a erişim hâlâ engelleniyor. Bu konuları sorduğumuzda bizi adam yerine koyup cevap bile vermiyorlar. Size soruyorum: Bu yapılan eşkıyalık değil de nedir?

Türk Telekom'a bunun hesabını soracak kimse yok mu?


Bu arada hâlâ Türk Telekom'un sansürlediği sitelere giremeyenler varsa onlara da yardımcı olayım. Türk Telekom kendi çapında sansür uyguluyor. Yani işini bileni zerre kadar etkilemiyor bu sansür. Tek yapmanız gereken internet bağlantınızın DNS ayarını düzeltmek. TTnet'in DNS adresi yerine OpenDNS kullanmanız gerekiyor. Bunun için de sadece gerekli DNS adreslerini elle girmeniz gerekiyor. Aşağıdaki resimde bunu nasıl yapacağınızı görebilirsiniz. Eğer bu resim yeteri kadar aydınlatıcı değilse buradan (Windows XP için) çok detaylı bir anlatıma ulaşabilirsiniz. (17.12.2007, 22:02)

(Büyütmek için resme tıklayın.)

Güncelleme (31.12.2007, 17:20): Türk Telekom yetkilisinden gelen e-mail'a göre wordpress.com engelinin kaldırılmasına yönelik bir mahkeme kararı Türk Telekom'a ulaşmamış. Böyle bir karar gelirse bunu anında uygulamaya koyarız diyorlar. Eğer mahkeme kararı varsa ki Ekşi Sözlük'ün avukatı Başak Purut mahkemenin, tüm sitenin engellenmesine dair tedbir kararını kaldırdığını söylüyor, aradan neredeyse iki ay geçmesine rağmen bu kararın Türk Telekom'a ulaşmamış olması biraz garip değil mi? Bakın Av. Başak Purut biraz önce linkini verdiğim röportajda ne diyor:
Burada şu da var, mahkeme kararın bu haliyle uygulanması için Telekomünikasyon Kurumu'na yazı yazılmasına karar verdi. Bildiğiniz gibi Türk Telekom'a belli linklerin kapatılması yönünde giden talepler geri çevrilmekte ancak buradaki fark, şikayete konu sitelerin ayrı adreslerinin bulunuyor olması. (adnanoktar.wordpress.com gibi) Bu nedenle mahkemenin yeni kararının uygulaması sanıyorum zor da olmayacaktır. Şu an bu kararın uygulanmasını sağlanması safhasındayız, umarım bu aşamada teknik bilgisizlik veya yetersizlikler nedeniyle aksamalar yaşamayız.
Burada burnuma pis kokular geliyor ama bakalım bu işin altından neler çıkacak. Neredeyse iki ay olmuşken basit bir yazının Türk Telekom'a gönderilmemiş olması bana garip geliyor. Başak Purut'tan bu konuda bilgi almak için kendisine ulaşmaya çalıştım ama İstanbul Barosu'nun sitesindeki kayıtlı e-mail adresinde bir sorun var sanırım, gönderdiğim e-mail hata vererek geri dönüyor.

Bu işin altından ne çıkacak diye merakla bekliyorum. Eğer bu konuda Türk Telekom'un bir suçu yoksa yani eğer gerçekten ellerine bir yazı ulaşmamışsa Türk Telekom'dan şimdiden özür dilerim.

Güncelleme (04.01.2008, 20:08): Bu arada Av. Başak Purut ile iletişime geçebildim. Kendisinden çok önemli bilgiler aldım. Bunlar için kendisine teşekkür ediyorum. Kısaca özetlemek gerekirse durum şöyle. Herhangi bir siteye erişimi engelleme kararı mahkeme tarafından bir devlet kurumu olan Telekomünikasyon Kurumu'na (TK) iletiliyor. TK da bu karar gereği yapılması gereken şeyi ilgili internet servis sağlayıcılarına (İSS) iletiyor. Yani sadece Türk Telekom'a değil tüm İSS'lere ilgili engelleme kararı iletiliyor. Yani mahkemenin direk muhatabı TK oluyor. TT ve diğer İSS'ler TK'nın gönderdiği yazılara göre hareket ediyor.

Tekrar dönelim wordpress.com olayına. Başak beyle ilk iletişime geçtiğimde kendisi bana mahkemenin gerekli yazıyı TK'ya gönderdiğini ama TK'da bu yazının kaydına ulaşılamadığını söyledi. Ben de bu kadar zaman suçun TT'de olduğunu düşündük meğer adamların suçu yokmuş sorun TK'dan kaynaklanıyormuş diye düşündüm. Ama bugün Başak beyden aldığım son mesajda gördüklerim bu fikrimi de değiştirdi. Yazı işleri Başak beye ilgili yazının TK'ye gönderildiğini söylemiş olmasına rağmen aslında yazı falan gönderilmemiş. Hakim bey konuyla ilgi bilgisi olmadığı için konuyu incelemek istediğini bildirmiş mahkemeye. Bu nedenle mahkeme de hazırlanmış olan yazıyı TK'ya göndermemiş. Ama Başak bey mahkeme ile konuşmuş ve yazı Pazartesi günü TK'ya gönderilecekmiş.

Umarım bu sefer de başka bir sorun çıkmaz ve wordpress.com'a yaklaşık 5 ay aradan sonra kavuşuruz. Bu arada --daha önce de söylemiştim ama tekrar belirteyim-- Türk Telekom'u haksız yere eleştirdiğim için kendilerinden özür diliyorum. Onlara gelene kadar arada bizim hiç haberimizin olmadığı ne sakatlıklar varmış meğer.

Güncelleme (25.02.2008, 20:02): Başak Purut kendisine ismimi bahşetmediğim için benimle konuşmak istemediğini söyledi ve olayın son durumuyla ilgili şöyle bir bilgi verdi:

[...] Bunun haricinde bazı gelişmeler oldu, konunun halledilmesi için biraz daha uğraşılması gerekecek ancak buna ilişkin gelişmeleri ben açıkladıkça medyadan takip edebilirsiniz.

Durum böyle işte. Bundan sonra haberleri Başak beyin medyaya yapacağı açıklamalara kaldık anlaşılan. Bu arada olayın Başak beyin söylediği gibi kolay bir şekilde halledilmemiş olmasına neden hiç şaşırmadığımı da belirteyim.

Güncelleme (13.03.2008, 00:15): Bir önceki güncellemeye bakarsanız bu konuda bilgi almak için Başak Purut'un medyaya yapacağı açıklamalara bağımlı kaldığımızı duyurduğumu görürsünüz. turk.internet.com sitesi Başak Purut ile bir röportaj yapmış ve burada son durumla ilgili bazı bilgiler verilmiş. Bu röportajda dikkatimi çeken ve sizinle paylaşmak istediğim bir bölüm var. Başak Purut şöyle demiş:

Sanırım kasım başında mahkeme Adnan Oktar’lı yazılar için tedbirin devamını ama sitenin geri kalan bölümü için tedbirin kaldırılmasına karar verdi. Karar TİB’e gitti. TİB “bizim görev zamanımız öncesinde verilen karar konusunda yetkili değiliz” cevabı verdi.

Bunun üzerine karar mahkemeden Türk Telekom’a gönderildi. Ancak oradan da bugün itibariyle hala cevap gelmiş değil. Ben size bu tür olaylarda genel olarak verilmiş cevabı belirteyim; Türk Telekom genellikle “alt domainleri kapatamam, ben ancak sitenin tamamını kapatabilirim” şeklinde cevap veriyor.

Sonuç olarak 7 aydır wordpress.com kapalı.
Özellike koyu renkli işaretlediğim bölüm çok kritik. Eğer TT gerçekten böyle birşey söylüyor mu bilmiyorum ama bu tamamen gerçek dışı. TT alt domainleri geçmişte engelledi ve hala engellemekte. Bunu çok rahatlıkla kanıtlayabilirim. İçinizde hala TT'nin DNS'lrini kullananlar varsa aşağıdaki sitelere girmeyi denesinler:

bilimvedin.blogspot.com
bilim-din.blogspot.com
kisiselgoruslerim.blogspot.com

TT'nin DNS'lerini kullananlar bu alt domainlere giremeyecektir. Başka DNS kullananlar buradan aynı şeyi rahatlıkla test edebilirler. Tek yapmanız gereken domain kısmına adresi, server kısmına ise TT'nin DNS'i olan 195.175.39.39 ve 195.175.39.40 adreslerinden birini yazmak ve Look it up butonuna basarak gelen sonuca bakmak. Gelen sonuçta address kısmında yazan IP adresini kopylayıp burada arattığınızda karşınıza Blogger'ın sahibi olan Google'ın (Google'ın sahip olduğu IP aralıklarına buradan bakabilirsiniz) değil Türk Telekom'un çıktığını görebilirsiniz. Yani yukarda adresini verdiğim alt domainler TT tarafından özel olarak engellenmiştir. Bu da TT'nin Başak Purut'a yanlış bilgi verdiğini açıkça göstermektedir. Yapabildikleri, geçmişte yaptıkları ve hala uygulamakta oldukları birşeyi yapamadıklarını söyleyerek wordpress.com sansürünün devam etmesine neden olmaktalar. Bu sansürün devam etmesinin asıl nedeninin TT olduğu çok bariz bir şekilde görülmetedir. Peki neden? TT'nin amacı ne?

10.3.08

Zorunlu Din Dersi Meselesi

Bu konuda İsmet Berkan'ın yazmış olduğu birkaç makaleyi paylaşmak istiyorum. Konuyu anlamayan ve anlamak istemeyen AKP'lilere ve DİB başkanına adeta ders niteliğindeki bu makalelerin kenarda köşede kalmaması gerektiğini düşünüyorum:

Ben de bu konuda birşeyler yazmayı düşünüyordum ama İsmet Berkan'ın makalelerini görünce bunların üzerine birşey söylemeye yer olmadığına karar verdim.

Güncelleme (11.03.2008, 18:55): Berkan bugün de aynı konuda yazdı. Son makalesini de yukardaki listeye ekledim.

9.3.08

Atatürkçü Düşünce ve Sansür!

Geçen gün Webrazzi'de, Slide.com ve Tagged.com sitelerine erişim yasağı koyulmasıyla ilgili bir haber gördüm. Yeni kanun (5651 numaralı kanun) yürürlüğe girmeden hemen önce Sansür Dalgası Geliyor demiştim ve o gü