12.12.12

Tanrının varlığını gösteren delil var mı? (Duyuru)

Bu, tüm teistlere yani müslümanlara, hristiyanlara, musevilere ve diğer dinlere inananlara bir çağrıdır. İnandığınız tanrıya niçin inanıyorsunuz? İnanmanızı sağlayan deliller var mı yoksa kör bir inanca mı sahipsiniz? Eğer inandığınız tanrının delilleri olduğunu düşünüyorsanız bu deliller nelerdir? Delil olması sizce önemli midir inanç için? Hiçbir delile dayanmayan kör bir inanca sahip olmak sizce akılcı bir davranış mıdır? (Orijinal yayım tarihi: 27.09.2007)

Duyuru (03.01.2008, 22:20):
Bu konuyu devamlı gündemde ve güncel tutmak istediğim için bu başlığı en üstte tutacağım. Yeni eklenen yazıların bunun altına gelecek. Tanrı inancının akılcı gerekçeleri olduğunu düşünenleri burada argümanlarını sunmaya ve savunmaya davet ediyorum. Gelin tartışalım.

Not: Aynı anda en fazla 200 yorum gözüktüğü için 200'den sonraki yorumları görmek için yazı sayfasında bulunan ve aşağıdaki resimde kırmızı ile işaretlediğim bölümdeki "yeni" veya "en yeni" linklerine tıklamanız gerekiyor.

11.11.11

Taşınma...

Son engellenmenin üzerinden yaklaşık 1.5 ay geçti. Bu sefer siteyi taşımayı düşünmediğimi söylemiştim ve bu konuda fikrim değişmedi. Taşınıyorum ama başka bir siteye. Yani başka birinin sitesine. Bilim Felsefe Din adlı yeni bir site. Site sahibi geçen gün benimle email aracılığıyla temasa geçti ve yeni açtığı siteden ve bu siteyle ilgili düşüncelerinden bahsetti. Benim de sitesine katkıda bulunmamdan memnuniyet duyacağını belirtti ve sitesinde yazar olmam için davette bulundu. Ben de blogumun şimdiki durumunu ve ardı gelmeyen engellemeleri düşündüm ve bunun yerinde bir hamle olacağına karar verdim. Bu sitede farklı görüşlerde yazarlara yer verilecekmiş. Umarım bu proje başarılı olur ve farklı görüşlerdeki insanları bir araya getirir.Zaten kendisi de sitesinde alenen siteye katkıda bulunacak yazar aradığını belirtiyor. Bekleyip göreceğiz. Sanırım sitenin ilk yazarı ben olacağım. Bilim, felsefe ve din konularındaki yazılarımı önümüzdeki haftaya kadar bu siteye taşımayı umuyorum. Buradaki yazılar olduğu gibi kalacak ve yeni sitenin içeriğine uygun olmayacak yazıları burada yayımlamaya devam edeceğim. (28.08.2008)

12.2.09

197. 199. 200. yaşın kutlu olsun...



30.10.08

İnternete Karşı Adnan Hoca: Tüm Kapatmalar Hukuka Aykırı

Yaman Akdeniz, Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesi. 
Kerem Altıparmak, Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, İnsan Hakları Merkezi.

Türkiye’de İnternet yasakları uzun süredir gündemin önemli maddelerinden birini oluşturuyor. Bu durumun 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”un (1) yürürlüğe girmesiyle daha arttığı söylenebilirse de aslında İnternet yayıncılığına getirilen kısıtlamalar bu Kanun’un yürürlüğe girmesinin öncesine dayanıyor.

Artık bir marka haline gelen “Adnan Hoca Kapatmaları” bu eski alışkanlığın bir uzantısı. Adnan Hoca’nın son dönem popüler kurbanları arasında Google Grupları, evrim teorisini savunan ünlü bilim adamı Richard Dawkins’in sitesi http://richarddawkins.net/, eğitim emekçileri sendikası Eğitim-Sen’in sitesi http://egitimsen.org.tr, anarsist.org ve www.turandursun.com bulunuyor.

Ama Adnan hoca bugüne kadar ki belki de en önemli başarısını günde 1.5 milyon ziyaretçi alan ve 10 milyonu aşkın sayfa görüntülenen ‘gazetevatan.com’u kapattırarak yaptı. ‘Gazetevatan.com’un kapatılması kararı da bundan öncekiler kadar ilginç. Çünkü kapatma kararı, gazetede yayımlanan bir haberden değil, sitedeki habere yapılan yoruma dayanarak verilmiş. Bir başka deyişle, binlerce haber ve onbinlerce yorumun olduğu site muhtemelen bir veya birkaç yorum nedeniyle yasaklanmış.(2)
Yazının devamını Bianet'te okumak için tıklayın.

25.9.08

Evrenin Kökeni

Victor Stenger’ın Tanrı: Başarısız Hipotez adlı kitabından bölümler aktarmaya devam ediyorum. Bu bölümde Stenger evrenin kökenine ve bu konunun tanrının varlığına dair bir argüman olarak kullanılmasına değiniyor. Bu yazıyı kelâm kozmolojik argümanının konu edildiği ve birinci önermesinin konu edildiği Başlangıç ve Neden başlıklı yazının devamı olarak değerlendirmek mümkün. Bu yazıda da kelâm kozmolojik argümanının ikinci önermesi ele alınıyor.

Köken

Bununla birlikte kelâm argümanına bir darbe de ikinci önermenin yanlış olduğu gerçeğiyle gelmektedir. Yukarda gördüğümüz gibi evrenin büyük patlama ile başladığı iddiasının günümüz fizik ve kozmoloji biliminde hiçbir temeli yoktur.

Yazının devamı->>

13.9.08

Sansüre Karşı

Tüm Duyarlı İnsanlara Çağrıdır...

07 Eylül 2008 tarihinde, dünyaca ünlü biyoloji profesörü Richard Dawkins'in resmi web sitesi olan richarddawkins.net'e Türkiye'den erişim, ne zaman ve hangi kurum tarafından verildiği belli olmayan bir kararla engellenmiştir. Karar, site adresinde yalnızca “Mahkeme kararıyla engellenmiştir” şeklinde duyurulmaktadır. Bu bildirimin ekinde, olası kararı verdiği farz edilen mahkemenin ismi, kararın tarihi ve sayısı almamaktadır.

Girişimlerimiz sonucu ulaştığımız Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı durumdan haberdar olmadıklarını, kendilerinin bu site hakkında engelleme kararı vermediğini belirtmiş ve Türkiye'deki internet servis sağlayıcılarına başvurmamızı önermiştir. Oysa,

5651 Sayılı Kanun’un 8/3 maddesine göre:

“(3) Hâkim, Mahkeme veya Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen ‘erişimin engellenmesi’ kararının birer örneği gereği yapılmak üzere Başkanlığa (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) gönderilir.” hükmüne amirdir.

Bu madde, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın yükümlü olduğu görev ve sorumlulukları yerine getiremediğini veya mahkeme kararının kopyasının hala Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na ulaşmadığını göstermektedir.

Prof. Richard Dawkins Türkiye’de yasaklatılmaya çalışılan ama mahkemece beraat ettirilen ‘Tanrı Yanılgısı’ isimli kitabın yazarıdır. Bunun dışında Türkçeye çevrilen Kör Saatçi, Gen Bencildir ve Cennetten Akan Irmak adlı kitapların da yazarıdır.

richarddawkins.net'in erişime engellenmesi için yapılan girişimi, Prof. Richard Dawkins’in şahsında bilime ve aydınlık geleceğe karşı düzenlenen bir saldırı olarak yorumluyoruz. Uygarlığın gelişimini sağlayacak bilimsel tezlere, farklı düşüncelerle değil de yasakçı zihniyet ve engellemelerle karşı çıkmaya çalışan güç odaklarını kınıyoruz. Bu gün ekranları karartmaya çalışanlar -doğaldır ki- yarın da geleceğimizi karartmaya çalışacaklar.

Bizler;

Ateist Forum ve Turan Dursun Sitesi adına bu yasaklamada yasağın kalkması yönünde taraf ve mücadeleye de kararlı olduğumuzu ilan ediyoruz. Çağdaş, aydın ve bilimden yana duyarlı insanları da bizimle birlikte olmaya davet ediyoruz…

Sonuç olarak; sitenin kapatılma nedeninin ve kapatma kararı veren mahkeme bilgisi ile gerekçeli karar metninin ilgili servis sağlayıcı şirket tarafından ivedilikle duyurulmasını, eğer böyle bir karar yoksa söz konusu sitenin erişime hemen açılmasını talep ediyoruz. Türkiye'de İnternet erişiminin engellenmesi ile ilgili düzenlemelerin gözden geçirilerek ifade özgürlüğünün en geniş ölçüde sağlanması yolundaki genel talebimizi ise ayrıca saklı tutuyoruz.

Ateist Forum ( http://forum.ateizm2.org)
Turan Dursun Sitesi (http://www.turandursun.com)

9.9.08

Samanyolu Galaksisi Haritası

milky.way.400x259

6000x3887 pixel boyutundaki devasa haritayı aşağıdaki linkten indirebilirsiniz:

http://rapidshare.com/files/143936367/milkyway.rar.html

7.9.08

Komediye gelin: Richard Dawkins'in sitesi de engellendi

RichardDawkins.net

Böyle komedi bir memleket olabilir mi? Bu nasıl bir guguk sistemidir böyle? Guguk sistemi soytarıların elinde oyuncak olmuş resmen. Vah zavallı memleketim benim.

10.8.08

Düzenin Oluşumu

Victor J. Stenger'ın, tanrı hipotezine destek sağlayabilecek varsayımsal gözlemler olarak ortaya koyduğu maddeleri yine Stenger'ın kendi açıklamalarıyla sizlere aktarmaya devam ediyorum. Bu seferki konumuz evrendeki düzenin kökeni. Düzensizlikten düzen doğabilir mi? Düzenin ortaya çıkması bir tanrının varlığını gerekli kılar mı? Tanrı: Başarısız Hipotez başlıklı yazımdan hatırlayacağınız gibi Stenger şöyle demişti:
Tamamen doğal süreçlerin evrendeki düzeni oluşturmak için yetersiz olduğu kanıtlanabilirdi. Mesela evrenin genişlemediğini ve bir gök kubbe (İncil'de ifade edildiği gibi) olduğunu düşünün. Termodinamiğin 2. kanunu evrenin geçmişte hep olabilecek maksimum değerinden daha düşük entropiye sahip olmasını gerektirecekti. Bu durumda eğer evrenin bir başlangıcı varsa, bu başlangıç dışardan empoze edilmiş bir düzen olmalıydı. Evrenin başlangıcı olmasa bile yani geçmişte sonuza kadar gidiyor olsa bile yine de devamlı artan düzenin kaynağını açıklamamız gerekirdi. [Burada kullanılan "firmanent" kelimesi Kuran'daki "sema" yani gök ile aynı anlamdadır. -dv]
Bu yazımda Stenger'ın bu konuya daha derinlemesine değindiği bölümleri sizlere aktarmaya çalışacağım. Artık klasik hale gelen uyarımı tekrar ifade edeyim: Yapacağım şey tam bir çeviri değildir. Anlatılmak istenen şeyi en uygun Türkçeyle ve net ifadelerle anlatmaya çalışacağım.
Düzenin Oluşumu
Yaratıcı hipotezinin bir başka öngörüsü daha elimizdeki veriler tarafından onaylanma konusunda başarısız oluyor. Eğer evren yaratılmış olsaydı, evrenin yaratılış anında yaratıcı tarafından verilmiş olan bir miktar düzene sahip olması gerekirdi. Bu beklenti genelde termodinamiğin ikinci yasası temek alınarak ifade edilir. Buna göre kapalı bir sistemin toplam entropisi veya düzensizliği zaman ilerledikçe ya sabit kalmalıdır ya da artmalıdır. Eğer evren bugün için kapalı bir sistemse, bu her zaman için böyle olamaz gibi gözüküyordu. Geçmişte bir noktada düzenin evrene dışarıdan verilmiş olması gerekirdi.
1929 öncesinde bu, mucizevi bir yaratılış için güçlü bir argümandı. Fakat, bu yılda astronom Edwin Hubble galaksilerin birbirlerinden olan uzaklıklarıyla orantılı hızlarda birbirlerinden uzaklaştıklarını duyurdu. Bu gözlem evrenin genişlediği işaret ediyordu. Bu, büyük patlama için ilk delili sağladı. Genişleyen bir evren tamamen kaos içinde başlayıp, ikinci yasayla uyumlu olarak yerelleşmiş düzen oluşturabilir.
Bunu göstermenin en kolay yolu basit bir örnek. Evinizi temizlediğinizde çöplerinizi bahçenize attığınızı düşünün. En sonunda bahçeniz çöple dolacaktır. Fakat uygun bir tedbir alarak temizlik sonunda biriken çöplerinizi bahçeye atmaya devam edebilirsiniz. Sadece evinizin etrafında yeni alanlar alarak çöpleri atacak daha fazla alana sahip olabilirsiniz. Evrenin geri kalanında düzensizliği artırmak pahasına, evinizde yerelleşmiş düzen oluşturabilirsiniz.
Benzer şekilde evrenin belli bölümleri, düzenli hale gelme işlemi sırasında üretilen entropinin devamlı genişleyen ve o bölgeyi çevreleyen boşluğa saçılmasıyla daha düzenli hale gelebilir. Şekil 4.1'de gösterildiği gibi evrenin toplam entropisi termodinamiğin ikinci yasasının gerektirdiği şekilde, evren genişledikçe artar. Ancak, evrenin sahip olabileceği maksimum entropi yani maksimal (olabilecek en yüksek) entropi daha da hızlı artarak düzenin oluşabilmesi için daha fazla boş alan oluşmasını sağlar. Bunun nedeni belli bir yarıçapı

order
Şekil 4.1
olan bir kürenin (evreni bir küre gibi düşünüyoruz) maksimal entropisi, aynı yarıçaptaki kara deliğin entropisine eşittir. Genişleyen evren bir kara delik olmadığına göre entropisi maksimal entropiden daha düşüktür. Buna göre, zaman ilerledikçe daha düzensiz hale gelse de, genişleyen evrenimiz maksimal düzensizlikte değildir. Ama bir zamanlar öyleydi.
Genişlemeyi günümüzden 13.7 milyar yıl önceye, tanımlanabilir en erken zamana, yani Planck zamanına olan 6.4x10-44 saniyeye geri çektiğimizi düşünelim. Burada evren işlemsel olarak tanımlanabilir en küçük hacme sahiptir, yarıçapı Planck uzunluğu (1.6x10-35 metre) olan bir küre yani Planck küresi. Termodinamiğin ikinci yasasından bildiğimiz gibi evren o anda şimdikinden daha düşük entropiye sahipti. Ancak o entropi, o kadar küçük bir objenin sahip olabileceği en büyük değer kadar yüksekti. Çünkü, Planck boyutlarındaki bir küre kara deliğe eşdeğerdir.
Bu daha detaylı açıklama gerektiriyor. Evrenin başlangıcında entropinin maksimal olduğunu ve o anda itibaren devamlı olarak arttığını söylüyor gibi gözüküyorum. Aslında, tam olarak söylediğim şey bu. Evren genişlemeye başladığında entropisi, o büyüklükteki bir cismin sahip olabileceği maksimal değer kadar yüksekti çünkü evren, içinden hiçbir bilgi çıkarılamayacak olan bir kara deliğe eşdeğerdi. Bugün için entropi daha yüksek ama maksimal değil, yani evrenin boyutlarındaki bir cismin sahip olabileceği en maksimum entropi kadar değil. Evren artık bir kara delik değil.
...
Ekstrapolasyonla evrenin ilk anlarına gittiğimizde görüyoruz ki entropi maksimaldi. Bu durumda bütün bir düzensizlik vardı, hiçbir yapı mevcut olamazdı. Burdan çıkan sonuca göre evren hiçbir yapı ile başlamadı. Bugün ise entropinin maksimal olmadığı gerçeğiyle uyumlu olarak, yapılara sahiptir.
Kısaca, bugün için en iyi kozmolojik anlayışımıza göre evrenimiz, hiçbir yapı veya organizasyon ile başlamamıştır. Evrenin başlangıcı bir kaos durumuydu.
Bu durumda şu sonuca ulaşmak zorundayız: Bugün görmekte olduğumuz komplek düzen sözde yaratılış anında dışardan eklenmiş olan bir tasarımın sonucu olamaz. Evren, büyük patlamadan önce olanlarla ilgili hiçbir veri barındırmamaktadır. Yaratıcı, eğer varolduysa bile hiçbir iz bırakmadı. Bu nedenle aslında hiçbir zaman varolmamış da olabilir.
Bir kere daha, aksi şekilde sonuçlanabilecek ve bu durumda yaratıcı hipotezi için kuvvetli bir bilimsel delil oluturacak bir sonuç var. Eğer evren genişlemiyor ve bir gök kubbe [Burada kullanılan "firmanent" kelimesi İncil'de geçer ve aynı zamanda Kuran'daki "sema" yani gök ile aynı anlamdadır. -dv] olsaydı, termodinamiğin ikinci yasasına göre evrenin geçmişte hep olabilecek maksimum değerinden daha düşük entropiye sahip olması gerekecekti. Bu durumda eğer evrenin bir başlangıcı varsa, bu başlangıç dışardan empoze edilmiş bir düzen olmalıydı. Evrenin başlangıcı olmasa bile yani geçmişte sonuza kadar gidiyor olsa bile yine de devamlı artan düzenin kaynağı doğal (natural) açıklamalara karşı gelecekti. (Victor J. Stenger, God: The Failed Hypothesis, s. 1117-121)

Not: Yazıyla ilgili yorumlarınızı burada yapabilirsiniz.

8.8.08

Akıllı Tasarımın Çöküşü

Brown Üniversitesi'nden biyoloji profesörü Kenneth R. Miller'ın The Collapse of Intelligent Design (Akıllı Tasarımın Çöküşü) konulu konferansını Türkçe altyazılı olarak buradan izleyebilirsiniz. Altyazıyla ilgili çalışmalarından dolayı Mehmet'e teşekkürlerimi sunuyorum. Konferans yaklaşık 2 saat sürüyor. Yaklaşık 1 saat Ken Miller'ın sunumuyla, geri kalan kısım ise soru cevap şeklinde geçiyor. İyi seyirler.

Not: Videoyu izleyebilmek için verdiğim linki Internet Explorer (veya IE tabanlı bir web browser) ile açmanız gerekiyor. (10.07.2007 14:33)

Güncelleme (07.09.2007): Ken Miller'ın kullandığı Power Point sunum dosyasına aşağıdan ulaşabilirsiniz. Ayrıca buradan bilgisayarınıza da indirebilirsiniz.

Güncelleme (08.08.2008): İzlemekte sorun yaşayanlar olabileceğini düşünerek videoyu Türkçe altyazılı olarak blip.tv'ye yükledim. Videoyu yazının en altında bulabilirsiniz. Böylece Ken Miller'ın bu bilgilendirici sunumunu rahatlıkla izleyebilirsiniz. Tabi videoyu izlerken aynı zamanda da hemen alttaki arayüzden videodan anlaşılması mümkün olmayan sunum sayfalarını da rahatça görebilirsiniz. İyi seyirler.




5.8.08

Maddenin Oluşumu

big.bang
Tanrı: Başarısız Hipotez başlıklı yazımda Victor J. Stenger'ın yazımla aynı adı taşıyan kitabından, tanrı hipotezine destek sağlayabilecek hipotetik (varsayımsal) gözlemleri aktarmıştım. Bu hipotetik gözlemlerin aslında Stenger'ın ifade ettiği gibi değil de tanrı hipotezine destek sağlayacak şekilde sonuçlandığını iddia edenler olabilir diye düşünerek bu konularda kitabın diğer bölümlerinde yer alan açıklamalara değinmeye karar verdim. Bugün hipotetik gözlemlerden bir numaralıyı ele alacağım. İlk olarak hipotetik gözlemi hatırlayalım:
1. Tamamen doğal süreçlerin evreni oluşturmak için yetersiz olduğu kanıtlanabilirdi. Mesela evrenin ölçülen kütle yoğunluğu, evrenin tam da sıfır enerji (bunun hiçliğin enerjisi olduğunu varsayıyoruz) konumundan başlaması için gerekli olan değerde çıkmayabilirdi. Bu, evrenin oluşması için enerji korunumunun ihlal edilmesinin yani bir mucizenin gerekli olduğu anlamına gelirdi.
Bunu okuyunca bazılarının aklı karışmış olabilir. "Büyük patlamadan (Big Bang) önce kütle ve enerji yoktu ama şimdi var. Yani kütle ve enerji korunumu yasası en azından bir kere ihlâl edilmiş olmalı." diye düşünenler olmuştur. Bu yazıda Victor Stenger'ın bu konuyla ilgili açıklamalarını sizlere aktaracağım. Kitabın Cosmic Evidence başlıklı 4. bölümündeki Creating Matter başlıklı alt bölümün ilgili gördüğüm kısımlarını en anlaşılır şekilde aktarmaya çalışacağım. Geçen sefer yaptığım uyarıyı tekrar yapayım: Yapacağım şey tam bir çeviri değildir. Anlatılmak istenen şeyi en uygun Türkçeyle ve net ifadelerle anlatmaya çalışacağım. Bu arada başlamadan şunu da belirteyim. Yazıda geçen "mucize" kelimesi Richard Swinburne'ün The Existence of God kitabında tanımladığı şekilde yani fizik kanunlarındaki tekrarlanmayan askıya alınmalar olarak kullanılmıştır. Yani fizik kanunlarının tanımladığının aksine olan olaylar mucize olarak kabul edilmiştir:
Maddenin Oluşumu
20. yüzyılın başlarına kadar, evrenin oluşumu için bir veya daha fazla mucizenin gerekli olduğuna dair güçlü bulgular vardı. Şu anda evrende büyük miktarda madde bulunuyor ve madde, kütle diye tanımladığımız fiziksel büyüklükle karakterize ediliyor. 20. yüzyıldan önce maddenin ne yaratılabileceği ne de yok edilebileceğine sadece bir türden başka bir türe dönüştürülebileceğine inanlıyordu. Bu nedenle maddenin varlığı, yaratılış anında bir kereliğine maddenin korunumu yasasının ihlâlini gerektirdiği düşüncesiyle bir mucize olarak görülüyordu.
Fakat Albert Einstein, 1905'te yayımladığı özel görelilik teorisiyle maddenin enerjiden yaratılabileceğini ve enerjiye dönüşerek yok olabileceğini gösterdi. Bilimcilerin "Einstein'ın ünlü eşitliği" dedikleri E=mc², bir cismin kütlesi m ile eşdeğer durağan hal enerjisi E'yi ilişkilendirir. Buradaki c ise evrensel bir sabit olan ışığın vakumdaki hızıdır. Bu eşitliğe göre durağan haldeki bir cisim enerji taşımaya devam eder.
Bir cisim hareket ettiğinde kinetik enerji denilen ek bir enerji taşır. Kimyasal ve nükleer etkileşimlerde kinetik enerji durağan hal enerjisine dönüştürülebilir ki bu kütle üretmeye eşdeğerdir. Aynı zamanda bunun tersi de gerçekleşir; kütle veya durağan hal enerjisi kinetik enerjiye dönüştürülebilir. Bu şekilde, kimyasal ve nükleer etkileşimler kinetik enerji oluşturabilir ve bu enerji daha sonra motorları çalıştırmakta veya birşeyleri havaya uçurmakta kullanılabilir.
Yani, evrende kütlenin varlığı hiçbir fizik kanununu ihlâl etmez. Kütle enerjiden gelebilir. Ama o zaman enerji nereden geldi? Aynı zamanda termodinamiğin birinci kanunu olarak da bilinen enerji korunumu kanuna göre enerjinin bir yerlerden gelmiş olması gerekir. Prensip olarak yaratılış hipotezi, 13.7 milyar yıl önce büyük patlamanın başlangıcında enerji korunumunun ihlâl edildiğine dair direkt gözlem veya teorik gereklilik ile doğrulanabilirdi.
Ama ne gözlemler ne de teori durumun böyle olduğunu işaret ediyor. Birinci kanun, kapalı bir sistemde toplamı sabit kalmak koşuluyla enerjinin bir türden diğerine dönüşebilmesine izin veriyor. Dikkat çekici bir şekilde, evrenin toplam enerjisinin sıfır olduğu görülmektedir. Ünlü kozmolog Stephen Hawking'in Zamanın Kısa Tarihi'nde dediği gibi, "Uzayda yaklaşık olarak tekdüze olan bir evren söz konusu olduğunda negatif kütle çekim enerjisi ve madde ile temsil edilen pozitif enerjinin birbirlerinin tam olarak götürdükleri gösterilebilir. Yani evrenin toplam enerjisi sıfırdır." Daha belirli olmak gerekirse, ufak ölçüm hataları içinde, evrenin ortalama enerji yoğunluğu tam da (ufak bir kuantum belirsizliği içinde) sıfır enerji konumundan oluşan bir evrende olması gerekene eşittir.
Evrenin ilk saniyesinin çok ufak bir bölümünde üstel bir genişleme sürecinden geçtiğini söyleyen büyük patlama teorisinin modern bir uzantısı olan şişme teorisine göre pozitif ve negatif enerjiler arasında yakın bir denge olması gerektiği tahmin ediliyor, öngörülüyor. Şişme teorisi son zamanlarda, yanlış olduğunu gösterebilecek düzeyde zorlayıcı bazı gözlemsel testlere girdi. Şu ana kadar tüm testlerden başarıyla geçti.
Kısaca, madde ve enerjinin varlığı varsayılan yaratılış anında enerji korunumunun ihlâl edilmesini gerektirmemektedir. Aslında veriler, bu tip bir mucizenin olmadığı hipotezini kuvvetli şekilde desteklemektedir. Eğer bu tip bir mucizeyi, yaratıcı hipotezinin bir tahmini, ögörüsü olarak dikkate alacak olursak, o zaman bu öngörünün onaylanmadığını söyleyebiliriz.
Ayrıca bu örnek, bilimin Tanrı hakkında söyleyecek hiçbir şeyi olmadığını yönündeki savı çürütmeye de yaramaktadır. Ölçüm sonuçlarımıza göre evrenin kütle yoğunluğunun, sıfır enerji konumundan oluşan bir evreninkiyle tam olarak eşit değerde olmadığını varsayın. Bu durumda, evrenin oluşması için bir mucizenin yani enerji korunumu yasasının ihlâl edilmesinin gerekli olduğu sonucuna varmak için haklı, bilimsel nedenlerimiz olacaktı. Her ne kadar bu, herkesi tatmin edecek şekilde bir yaratıcının varlığını kanıtlayacak olmasa da mutlaka yaratıcının varlığı destekleyen kuvvetli bir işaret olacaktı. (Victor J. Stenger, God: The Failed Hypothesis, s. 115-117)

Not: Yazıyla ilgili yorumlarınızı burada yapabilirsiniz.

1.8.08

Okunası yazılar #1

  1. Savulun, İslâm Geliyor!: Bliyaal'in İslam, Ali Bulaç, Genç Siviller, Taraf Gazetesi ve AKP'nin kapatılma davasına değindiği bir yazı.
  2. Soluk Mavi Nokta: Bliyaal'in Einstein'ın en son ortaya çıkan mektubu, Carl Sagan ve meşhur kitabı Pale Blue Dot ve birkaç farklı konuya daha değindiği yazısı.
  3. Demokrasinin Sınırı: Bliyaal'in demokrasinin ne olduğu ve sınırlarıyla ilgili mutlaka okunması gerektiğini düşündüğüm bir yazı.
  4. Hangisi Önce Gelir: Kanıt mı İnanç mı?: Bliyaal'den başlığın içeriği yeteri kadar iyi açıkladığı bir yazı.
  5. Nurculuk Üzerine: Bliyaal'den Nurculuk üzerine bilgilendirici bir yazı.
  6. I rove Aflica!: Meltem'den Afrika ve özellikle de Uganda üzerine hoş bir yazı.
  7. Daha fazla genetik: Serdar Sabri'den Türklerin ve Avrupa halklarının genetik kökenlerini konu alan bir yazı.
  8. Orta Asya'dan gelenler kimlerdi? (öncesinde 7 numaranın okunması önerilir): Bir önceki yazının devamı niteliğinde olan ve Orta Asya'dan göç eden insanların zaman içinde nerelere dağıldığını genetik bilimi ışığında incelendiği bir yazı.
  9. Türlerin yokoluşu: Serdar Sabri'den kitlesel yokoluşlarla ve özellikle de 250 milyon yıl önce olduğu düşünülen Permiyen Büyük Yokoluşu'yla ilgili bir yazı.
  10. ''Bu ölecek bunu idareye verelim'': Vicdani redci Mehmet Bal'ın başından geçen olayları ve kendisine yapılan işkenceleri anlattığı bir yazı.
  11. Kadir Çelik’in Adnan Oktar röportajından kesitler: Başlık yeterince açıklayıcı sanırım. Diğer blogumdan bir yazı.
  12. Adnan Oktar’ın basın toplantısından kesitler (öncesinde 11 numaranın okunması önerilir): Bu da diğer blogumdan bir yazı.
  13. Hangi Nazlı hangi Ilıcak?: Özay Şendir'in Nazlı Ilıcak'ın Susurluk ve Ergenekon konularında nasıl farklı tavırlar takındığını gözler önüne seren bir yazı.
  14. Güngören'deki saldırının faili belli oldu...: Özay Şendir'in Güngören'deki bombalı terör saldırısının kimin tarafından yapıldığı konusunda Murat Karayılan'ın BBC muhabiriyle yaptığı röportajdan yola çıkarak vardığı sonucu açıkladığı yazısı.
  15. Başörtüsünde 'sanal yasak'tan 'gerçek yasak'a gerileme (mi?): Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk'un başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmaya çalışılırken yapılanlarla ve mevcut hukuksal durumla ilgili oldukça bilgilendirici bir yazı.
  16. Sayın rektörler, gerekçeler buyurmazlar ve bağlamazlar! (öncesinde 15 numaranın okunması önerilir): Sami Selçuk'tan bir önceki yazının devamı niteliğinde bir yazı.
  17. Darbe kayıtları mı var!: Fatih Altaylı ile yüksek rütbeli bir komutan arasında Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'le ilgili yapılan konuşmaların aktarıldığı bir yazı.
  18. Kaçak Devlet Binaları: Yrd.Doç.Dr. N. Emrah Aydınonat'tan İ. Melih Gökçek'e tokat gibi bir cevap.

Şimdilik bu kadar. Zaman içinde devamı gelecek...

21.7.08

Evrimi Anlamak

evrim.çalışkankarı

Evrim Çalışkanları, evrim konusunu Türkiye'de popülerleştirmek amacıyla Kaliforniya Berkeley Üniversitesi'nin "Understanding Evolution" isimli internet sitesinin Türkçe'ye çevrilmesi projesini üstlenen gönüllü topluluğun adıdır.

Projenin başladığı günden bugüne ellinin üzerinde biyolog, eğitimci, profesyonel çevirmen, bilgisayar uzmanı, projenin çeşitli aşamalarında katkıda bulunmuştur.

Tüm katkıcıların buluştuğu ortak nokta, evrim kuramının Türkiye'de anlaşılması için bir başvuru kaynağı oluşturmak olarak özetlenebilir.

Evrimi Anlamak - http://evrimianlamak.org

19.7.08

Tanrı: Başarısız Hipotez

godthefaildhypothesis Fizik ve astronomi profesörü Victor J. Stenger'ın God: The Failed Hypothesis aldı kitabı tanrının varlığı konusunda yazılmış ve bu konuyu bilimsel açıdan inceleyen en başarılı kitaplardan biridir. Tanrının varlığına inanın ya da inanmayan, aklınızda sorular, şüpheler olsun ya da olmasın, bu kitabı okumanızı ve bilimin bu konuda neler söylediğini, bilimsel delillerin neyi gösterdiğini, neye işaret ettiğini, hangi argümanları desteklediğini bir fizik ve astronomi profesörünün kaleminden okumanızı tavsiye ederim. Kitabı internette e-kitap olarak bulmanız mümkün. Mesela buradan kitabı indirebilirsiniz. Ama benim tavsiyem kitaba biraz göz atmanız ve eğer beğenirseniz, olanağınız da varsa kitabı Amazon'dan sipariş etmenizdir.
Aslında bu kitabı Stenger'ın 2003 yılında yayımlanan ve Türkçe'ye Bilim Tanrı'yı Buldu mu? adıyka çevrilmiş olan Has Science Found God? adlı kitabının devamı, bir adım ileri taşınmış hali olarak görmek mümkün. Her ne kadar çevirisini beğenmemiş olsam da bu kitabı da edinip okumanızın faydalı ve oldukça bilgilendirici olacağını düşünüyorum.
Richard Dawkins'in Tanrı Yanılgısı'nın başına gelenleri gördükten sonra hangi yayımcı kitabevi bu işe girişmek ister bilmiyorum ama God: The Failed Hypothesis Türkçe'ye Tanrı: Başarısız Hipotez olarak, konuya hakim ve yaptığı işin hakkını verecek biri tarafından çevrilirse çok güzel olurdu. Ama ben bunu beklemeden kitaptan bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Aslında paylaşmak istediğim o kadar çok bölüm var ki onun için bunları parça parça aktaracağım. Bugün yazımda Mümkün Olan ve Olmayan Tanrılar (Possible and Impossible Gods) başlıklı 9. bölümde Stenger'ın sunduğu Tanrı hipotezine destek sağlayacak varsayımsal gözlemleri sizlerle paylaşacağım. Yapacağım şeyin tam bir çeviri olmadığını, anlatılmak istenen şeyi en uygun Türkçe ile ve net ifadelerle anlatmaya çalışacağımı en baştan belirtmek isterim. Birkaç yerde de açıklama amaçlı olarak köşeli parantez içinde ve italikli font ile kendi açıklamamı ekledim.
Tanrı Hipotezine Destek Sağlayacak Varsayımsal (Hipotetik) Gözlemler
  1. Tamamen doğal süreçlerin evreni oluşturmak için yetersiz olduğu kanıtlanabilirdi. Mesela evrenin ölçülen kütle yoğunluğu, evrenin tam da sıfır enerji (bunun hiçliğin enerjisi olduğunu varsayıyoruz) konumundan başlaması için gerekli olan değerde çıkmayabilirdi. Bu, evrenin oluşması için enerji korunumunun ihlal edilmesinin yani bir mucizenin gerekli olduğu anlamına gelirdi.
  2. Tamamen doğal süreçlerin evrendeki düzeni oluşturmak için yetersiz olduğu kanıtlanabilirdi. Mesela evrenin genişlemediğini ve bir gök kubbe (İncil'de ifade edildiği gibi) olduğunu düşünün. Termodinamiğin 2. kanunu evrenin geçmişte hep olabilecek maksimum değerinden daha düşük entropiye sahip olmasını gerektirecekti. Bu durumda eğer evrenin bir başlangıcı varsa, bu başlangıç dışardan empoze edilmiş bir düzen olmalıydı. Evrenin başlangıcı olmasa bile yani geçmişte sonuza kadar gidiyor olsa bile yine de devamlı artan düzenin kaynağını açıklamamız gerekirdi. [Burada kullanılan "firmanent" kelimesi Kuran'daki "sema" yani gök ile aynı anlamdadır. -dv]
  3. Tamamen doğal süreçlerin Dünya'nın kompleks yapısını oluşturmak için yetersiz olduğu kanıtlanabilirdi. Mesela Dünya'nın yaşının evrim için çok kısa olduğu ortaya çıkabilirdi. Basit şüreçlerin kompleks yapılar oluşturamayabilirdi.
  4. Evrimi yanlışlayan kanıtlar bulunabilirdi. Fosiller evrimle izah edilemeyecek şekilde tarihsel sıralanıştan yoksun olabilirdi. Canlıların tamamı aynı genetik şemaya dayanmayabilirdi. Geçiş türleri gözlemlenmeyebilirdi.
  5. İnsan hafızası ve düşünceleri bilinen fiziksel süreçlerle mantıklı bir şekilde açıklanamayan deliller sunabilirdi. Bilim zihnin fiziksel olarak mantıklı bir şekilde açıklanamayan sıradışı güçlerinin varlığını belirleyebilirdi. Bilim sonraki yaşamla ilgili tatmin edici deliller ortaya çıkarabilirdi. Mesela öldüğü kesinleşmiş birinin bilmesi mümkün olmayan ve daha sonradan doğruluğu ortaya çıkan bazı bilgilerle birlikte yaşama dönebilirdi. [Bunun teolojik bir temeli olup olmaması önemli değil. Bunlar olabilecek ve olduğu takdirde Tanrı hipotezine destek sağlayacak şeylerdir. -dv]
  6. Vahiy ile elde edilen bilgilerin doğrulanmasıyla fiziksel olmayan bir haberleşme kanalının varlığı deneysel olarak onaylanmış olurdu. Mesela bir insan Tanrı'dan aldığı vahiy ile Dünya'nın sonunun tam tarihi öğrenebilir ve daha sonra bu olay gerçekleşebilir. [Burada anlatılmak istenen şey normal olarak sahip olunması mümkün olmayan bilgilerin vahiy ile elde edilmesinin Tanrı hipotezine destek sağlayacağıdır. -dv]
  7. Dini metinlerdeki mucizevi olayların ve anlatılan hikayelerin doğruluğunu gösteren fiziksel ve tarihsel deliller elde edilebilirdi.
  8. Boşluğun mutlak olarak dengeli (stabil) olduğu ve böylece hiçbir şeyden ziyade birşeylerin varolması için bazı aksiyonların olması gerektiği ortaya çıkabilirdi.
  9. Evrenin insan yaşamı için çok uygun olduğu ve böylece insan yaşamı temel alınarak yaratılmış olması gerektiği sonucuna varılabilirdi. İnsanlar kıtalar arasında dolaşır gibi gezegenler arasında dolaşabiliyor ve diğer tüm gezegenlerde yaşam desteği için birşeye ihtiyaç duymaksınız yaşayabiliyor olabilirdi.
  10. Doğa olayları nötral matematiksel kanunlardan ziyade bazı ahlaki kurallara uyuyor olabilirdi. Mesela yıldırımlar genelde kötü, ahlaksız insanları çarpıyor; kötü davranışlar sergileyen insanlar daha sık hasta oluyor; rahibeler uçak kazalarından sağ kurtuluyor olabilirdi.
  11. İnananlar inanmayanlara göre daha yüksek ahlakı değerlere ve bazı diğer ölçülebilir üstün değerlere sahip olabilirdi. Mesela hapisler ateistlerle doluyken inananlar mutlu, refah içinde sevgi dolu aileleriyle yaşıyor olabilirdi.
Ama bunların hiçbiri olmadı. Tanrı hipotezi elimizdeki verilerle onaylanmadı. Aslında bu hipotez eldeki verilerle güçlü bir şekilde çelişmektedir. (Victor J. Stenger, God: The Failed Hypothesis, s. 231-233)

Not: Yazıyla ilgili yorumlarınızı burada yapabilirsiniz.

12.7.08

Yine engellendik

İki gün önce Sansürcü zihniyet güçlenmeye devam ediyor demiştim. Bugün, yani bu yazımdan iki gün sonra Bilim-Felsefe-Din ve Yaratılışçılara Cevaplar bloglarım "mahkeme kararıyla" engellenmiş. Peki ortada gerçekten bir "mahkeme kararı" var mı? Eğer DNS sunucularında engellemeyle ilgili değişikliği yapan Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin avukatlarıyla kurduğum temas sonucunda pek muhterem avukatımız teşrif eder de cevap verirse, mahkeme kararı gerçekten var mı yok mu, varsa içeriği nedir öğrenebileceğim.

10.7.08

Sansürcü zihniyet güçlenmeye devam ediyor

AKP iktidarının en önemli faaliyet alanlarından biri --her ne kadar devamlı özgürlüklerden bahsetseler de-- yasakçılık ve sansürcülük. Özellikle de internette. Geçen yıl Sansür dalgası geliyor... başlıklı bir yazı ile gelecek olan sansür dalgasına dikkat çekerek herkesi uyarmıştım. Nitekim herşey beklediğim gibi gelişti. Sansür dalgası güçlü geldi ve çok kısa sürede farklı nedenlerle yüzlerce siteye erişim engellendi. Kanunun çıkmasından yaklaşık 4 ay sonraki Atatürkçü Düşünce ve Sansür! başlıklı yazımda bu duruma tekrar değinmiştim. Şimdi ise yeni ve daha da vahim bir gelişme var:

5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da belirtilen katalog suçlara "kişisel hakaret" ve "zombi" olmak üzere 2 yeni suç ekleniyor.

Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, bir grup gazeteciyle yaptığı sohbet toplantısında, başkasının bilgisayarına izinsiz girmek olarak tanımlanan "zombi"nin engellenmesi ve kişisel hakaret içeren sitelerin kapatılması yönünde acilen düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.

Özellikle kişisel hakaret içeren sitelere ilişkin başta "popüler" kişilerden çok sayıda başvuru olduğunu ifade eden Acarer, şöyle devam etti:

"5651 Sayılı Kanun'da belirtilen katalog suçlara (intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama ve Atatürk'e hakaret), 'kişisel hakaret' ve 'zombi' olmak üzere 2 yeni suç eklenmesi üzerinde çalışmalar devam ediyor.

Kişisel hakaret içeren sitelerin kapatılması ve başkasının bilgisayarına izinsiz girmek olarak tanımlanan 'zombi'nin engellenmesini amaçlayan düzenlemenin birkaç ay içinde TBMM’ye getirilmesini hedefliyoruz.

Burada amaç, mağduriyetin giderilmesi. Şu andaki düzenlemeye göre, kişinin, hakkında açılan ve hakaret içeren siteyi kapattırmak için mahkemeye gitmesi gerekiyor. Sitenin kapatılması için mahkeme kararı gerekiyor..."

Yaklaşık 2 yıl önce Hakaret nedir? başlıklı bir yazı yayımlamıştım. Orada yazdıklarımı aynen aktarıyorum:

Eleştiri nedir? Hakaret nedir? Eleştiri nerde başlar nerde biter ve söylenen artık hakaret olur. Benim bu konuda belirlediğim bir prensip var. Bana göre "gerçeğin ifadesi hakaret olamaz". Ben yazılarımı bu görüşü temel alarak yazıyorum. Yani bir gerçeği ifade ederken söylediklerimin hakaret olarak kabul edilemeyeceğini düşünüyorum. Yani birinin kasıtlı olarak yanlış bilgi verdiği yani yalan söylediği belliyse bu adama yalancı demek hakaret midir? Veya biri kasıtlı olarak bir bilgiyi çarpıtıp insanları aldatıyorsa bu adama sahtekarlık yapıyor veya bu adam sahtekardır demek hakaret midir? Bu konuda sizlerin de düşüncelerinizi öğrenmek isterim.

Hakaret nedir? Sert eleştiriden nasıl ayrılır? Gerçeğin ifadesi hakaret sayılabilir mi? Bunlara kim karar verecek bu kanuna göre? TİB.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı altında çalışan İnternet Daire Başkanlığı'na bu kanunla hiçbir mahkeme süreci olmadan insanları cezalandırma yetkisi verilmiş durumda. Buna yargısız infaz demek yanlış olur mu? Elbette bu duruma itiraz hakkı var ama neden itiraz için mahkemeyle uğraşılsın ki? Ortada bir suç varsa bu suçun ne olduğunu en başta zaten mahkemenin belirlemesi gerekmez mi? Neden İnternet Daire Başkanlığı suç olup olmadığının kararını kendisi versin ki? Neden? Niçin? Why? Warum? Pourquoi? Por qué?

22.6.08

Yok artık Star TV!!!

startv_hırdavatBu görüntü Star TV'nin dün akşamki anahaber bülteninden. Aslında üzerine yazacak çok birşey de yok başlık herşeyi anlatıyor. Bu kadar aptalca birşey nasıl yapılabilir diye sormaya gerek var mı? Bence yok. Her büyük galibiyetten sonra "sevinirken" silahlara sarılıp oraya buraya ateş etmeyi marifet sanan öküzlerin bolca bulunduğu bir ülkede, bir televizyon kanalının da böyle bir başlık kullanmasına şaşırmamak gerekir. İlkokul çocuklarının birbirleriyle laf dalaşı yaparken kullanacağı seviyedeki birşeyi utanmadan haberlerine başlık yapabiliyorlar. Yazıklar olsun sizin gibi habercilere.

Bu arada haberi buradan izlemeniz mümkün. Ağlayan Hırvatlara bakıp eğlenmek isteyenler (!) izleyerebilirler.

Not: Ettiğim hakaretten ötürü öküzlerden özür dilerim.

23.5.08

Hakaret etmişmiş, özür dilemeliymişmiş, istifa etmeliymişmiş...

ondersav Malumunuz CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın bir vatandaşa söylediği "Boşver (Hacca gidip) Araplara para kaptırma. Bakarsın orada Muhammed  bırakmaz seni, geri göndermez." sözü nadide memleketimde infiale yol açtı. İnsanlar ayaklandı, adeta kontrolden çıktılar. Sav hakkında suç duyurusunda bulunma ve dava açma yarışına girdiler. Bu yarışta adı geçen bazı kişi, kurum, kuruluş, vakıf, siyasi parti vesaireden bazıları şunlar: Mardin'in Midyat ilçesinde faaliyet yürüten Özerk Diyanet Evkaf Sendikası ile Diyanet Sen ve Türk Diyanet Vakfı Midyat temsilcilikleri, Diyanet-Sen Nevşehir Şubesi, Büyük Birlik Partisi Nazilli İlçe Başkanı Ahmet Atay, Yozgat Din Görevlileri Derneği ve Gönül Doktorları Derneği, Diyanet-Sen Kayseri Şubesi, Büyük Birlik Partisi Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyesi Necati Karabay, Diyanet-Sen Eskişehir Şubesi, Diyanet-Sen Samsun Şubesi, Zonguldak'ın Alaplı Belediyesi AK Partili Belediye Meclis Üyesi Hasan Şimşek, Memur Sen Kahramanmaraş Şubesi, Türk Kamu-Sen İl Temsilcisi Bayraktar, Diva-Sen Erzurum Şubesi, Diyanet-Sen Erzurum Şubesi, Sağlık-Sen Sivas Şubesi. Burada kesiyorum çünkü bu liste böyle uzar gider.

Genel tepki Sav'ın halkın dini değerlerine hakaret ettiği, kutsal değerlerini aşağıladığı yönünde. Yani şu iki cümle onlara çok duknmuş, kutsal dini değerleriyle alay edildiği ve dini dini inançlarına hakaret edildiği hissine kapılmışlar. Bu nedenle bazıları Önder Sav'ı kınadılarını bildirmiş, bazıları Sav'ı özür dilemeye davet etmiş, bazıları hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve hukuki olarak cezalandırılması gerektiğini söylemiş, bazıları istifa etmesini, bazıları da görevinden ihraç edilmesi gerektiği söylemiş.

Bundan yaklaşık 6 ay önce Richard Dawkins'in Tanrı Yanılgısı kitabının Türkçe olarak yayımlanması nedeniyle "Halkı kin ve düşmanlığı tahrik ve aşağılama" gerekçesiyle dava açıldığı zaman Kuran hakkında da soruşturma açılmalı mı? başlıklı bir yazı yayımlamıştım. Bu yazımdan kısa bir bölümü aktarıyorum:

Bu kitabın inananları aşağıladığını düşünen ve bunun için savcılığa suç duyurusunda bulunan kişinin Kuran'da birçok yerde, inanmayanların Allah tarafından "yalancı1, sapık2, kibirli3, davar (hayvan)4, gafil5" gibi sözlerle tanımlanması için ne düşündüğünü çok merak ediyorum? Acaba bunlar kin ve düşmanlığa tahrik için yeterli midir veya bunlar inanmayanları aşağılamak değil midir? Peki bu durumda ne yapmak lazım? Kuran'ın yasaklanması için de savcılığa şikayette mi bulunmamız lazım? (Elbette hayır.) Hollanda'da Kuran'ın yasaklanması gerektiğini söyleyen aşırı sağcı Geert Wilders'den ne farkı var bu şikayeti yapan kişinin? [Kuran yasaklansın mı?]

Bu yazdıklarım bugün karşımıza çıkan Önder Sav vakası için de geçerli. Önder Sav'a bu kadar tepki verenler Kuran'da inanmayanlar için söylenenler hakkında ne söyleyebilirler? "Allah istediği gibi hakaret eder sana ne kardeşim" midir bunun cevabı? Bu konuda özellikle müslümanlardan samimi, dürüst bir cevap bekliyorum. Şimdiye kadar böyle bir cevap alamadım ama hala umutluyum...

5.5.08

Hakaret Anketi Sonuçları

anketsonuclari

Daha önceki anket sonuçları:

3.5.08

Stephen Hawking'e kulak verelim

2.5.08

Kimyasal Biraderler

The Chemical Brothers'ın sevdiğim şarkılarından biri ile başlayalım:



Bunlar da yerli malı Chemical Brothers yani nam-ı diğer Kimyasal Biraderler:

celalettincerrah muammerguler

(1) İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah

(2) İstanbul Valisi Muammer Güler

Bunlar da Kimyasal Biraderlerin marifetleri:

Geçen sene 1 Mayıs'ta absürd trafik uygulamaları nedeniyle Vali İstifa!!! diye bir yazı yazmıştım. Ama bu sefer kimseye istifa edin falan demeyeceğim çünkü bu adamların nasıl bir zihniyete sahip olduğunu gördüm. Başarısızlık, basiretsizlik, skandal, rezalet gibi şeyler bunlar için önemli değil. Onlar ne yaparlarsa doğrudur. Hiç yanlış birşey yapmazlar. Kimyasal Biraderleri, İstanbul'a yaptıkları muhteşem katkı için hep beraber ayakta alkışlamamız gerekiyor.

[Bu arada Gazeteport'tan Melike İlgün'ün yazısını belirtmeden geçmeyeyim.]

26.4.08

Dinozor-Kuş bağlantısına yeni delil

68 milyon yıllık bir Tyrannosaurus rex fosilindeki iyi korunmuş yumuşak dokudan elde edilen kollajen proteinleri üzerinde yapılan çalışmalarda T. rex'in, tavuk ve devekuşu ile olan akrabalığının diğer sürüngenlerle olan akrabalığına göre daha yakın olduğu sonucuna varıldı. Bilimciler çok uzun zamandır dinozorlarla kuşlar arasında akrabalık olduğunu ve kuşların uçamayan dinozorlardan evrimleştiğini düşünüyorlardı. Ama bu düşünceler hep iskelet yapılarındaki benzerliklere dayandırılıyordu. Bu yeni buluş ile dinozor-kuş bağlantısı genetik olarak da desteklenmiş ve delillendirilmiş oldu.

Bu konuyla ilgili bilim sitelerinde çıkan birkaç haberin linkini aşağıda bulabilirsiniz (linkler Genomicron'dan alınmıştır):

20.4.08

Ali Nesin röportajı

Prof. Dr. Ali NesinAyrımsızlar.org'da Prof. Dr. Ali Nesin'le yapılan bir röportaj yayımlanmış. Ali Nesin söylediklerinin %99'una katılıyorum. Bu röportajın tamamını okumanızı öneririm. Bu arada bazı önemli gördüğüm bölümleri aktarayım (röportaja buradan da ulaşılabilir):

Hiçbir tanrıya ya da tanrısal güce inanmam. Öldükten sonra sadece ve sadece toprak olacağıma inanırım. Ne varsa bu dünyada var yani...

[...]

Eğer Allah varsa ve insanı saçlı yaratmışsa ve eğer Allah – olması gerektiği gibi - iyi bir varlıksa, o zaman kadınlara haksızlık yapıp onlara “saçınızı göstermeyeceksiniz” demiş olamaz. Eğer Allah iyi bir varlık değilse ve kadın erkek arasında eşitsizlik yaratıp gerçekten böyle bir emir vermişse o zaman her şeyi göze alıp bu Allah’a karşı başkaldırmak gerekir diye düşünüyorum. Aksi halde, öbür dünyada başımıza geleceklerden korkup Allah’ın mantığımızın almadığı ve doğru olmayan emirlerine uymak gerekir, ki bunun da Allah’ın hoşuna gideceğini doğrusu pek sanmıyorum!

Başörtüsüne karşı hoşgörülü olduğumu söyleyemem. Hoşgörü biraz fazla olumlu bir terim; ne de olsa “hoş görmek”ten geliyor. Müsamaha ya da tolerans da doğru ifade etmiyor başörtüsü karşısında hissettiklerimi, çünkü bu da biraz fazla olumsuz bir terim, acıdığınız birine müsamaha gösterirsiniz. Öte yandan kimseye başörtülü diye hakaret etmem, kimseyi başörtülü diye eğitimden mahrum etmem, kimseyi bu yüzden sınıfımdan atmam, atamam, buna hakkım olmadığını düşünürüm. Kendimde görmediğim bir hakkı da başkasına devredemem.

[...]

Laik bir devlet din dersi veremez diye düşünüyorum. Olsa olsa dinler tarihi ya da din felsefesi gibi dersler olabilir ki bunun da Tükiye koşullarında adam gibi verilebileceğini sanmıyorum.

Öte yandan halk da örgütlenip din kursları açabilmeli.

Ben Diyanet İşleri Bakanlığı’na da karşıyım. Olsa olsa bir müdürlük olabilir. İmamların, müezzinlerin, hocaların maaşlarını cemaat ödesin, ben niye ödeyeyim? Öderim aslında, ödemem değil, ama kendi isteğimle, bu da bir ihtiyaç sonuç olarak. Ama bu işin devlet eliyle yapılmasına karşıyım.

15.4.08

Çoban ve Oy Meselesi (Güncelleme)

aysunkayacı Malumunuz eski manken Aysun Kayacı'nın NTV'de sarf ettiği "dağdaki çobanla benim oyum neden eşit" mealindeki sözleri güzel memleketimizde infiale yol açtı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat (bu ne biçim bir isim böyle) yaşadığını düşündüğüm geçici şuur kaybı sırasında Kayacı'ya edepsiz civciv gibi saçma sapan bir laf etmiş. Adanalı bir çoban da Kayacı hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Bu konuda birçok blogcu da birşeyler yazdı ve mazlum çobanların savunucusu rolüne büründü (1, 2, 3). Bu vesile ile ben de bu konudaki fikrimi belirtme gereği duydum.

Olaya elbette dağdaki çoban, amele, köylü vb. kalıplarla yaklaşmamak gerekir. Çoban, çöpçü, mühendis, doktor veya ortaokul, lise, üniversite mezunu gibi ayrımlara gitmemek gerekir. Böyle bir ayrım bence çok yanlış olur. Oy vermek ve devletin yönetiminin en üst kademesinde yer alacak insanları seçmek önemli bir iştir. Bu nedenle bana göre oy verme konusunda yetkinlik aranmalıdır. Herkesin oyunun eşit olması asıl eşitsizlik ve adaletsizliktir. Ülkesi hakkında yeterli bilgisi olmayan, oy verdiği parti veya kişiler hakkında yeterli bilgisi olmayan, aklı başında olup olmadığı bile belli olmayan birinin oyunun diğerleriyle bir tutulması adaletsizliktir diye düşünüyorum. Her vatandaşın oyu eşit olmalı demek aslında eşitliği değil eşitsizliği savunmaktır. Yetkinliğini gösteren her vatandaşın oyu eşit olmalı. Ama ot gibi yaşayan, ülkede olan hiçbir şeyden haberi olmayan, oy verdiği parti hakkında hiçbir bilgisi olmayan birisinin oyunun başkalarının oyuyla eşit değerlendirilmesi bence günümüz demokrasilerinin en önemli sorunlarından biridir.

Peki bu durumda ne yapılabilir veya yapılmalı? Bu konu üzerine çok derinlemesine düşünmedim ama aklıma ilk gelen şey oy pusulasının yanında ufak bir test olabileceği. Bu testte kişinin oy vermeye yetkin olup olmadığını ortaya çıkarabilecek nitelikte sorular olur. Olumsuz test sonucu çıkan kişinin oyu (1) geçersiz sayılır veya (2) düşük bir ağırlığa sahip olur. (1) veya (2) nin hangisinin geçerli olacağı konusunda net bir fikrim yok. Bunun üzerine daha fazla kafa yormak ve düşünceleri değerlendirmek gerekiyor. Belki de aynı anda ikisi de kullanılabilir. Bu bahsettiğim test öyle ÖSS ve zeka testi gibi birşey olmayacak elbette. Mesela 8-10 sorudan oluşan; ülke, oy verilen parti (her partiyle ilgili sorular olur ve hangi partiye oy veriliyorsa o parti hakkındaki sorunun cevabı değerlendirilir) ve bazı başka temel konular hakkında sorular içeren kısa bir test olacak. Bu sorulara verilen cevaplara göre verilen oy ya geçerli sayılacak ya da (1) geçersiz sayılacak veya (2) belli (geçerli oya göre daha düşük) bir ağırlığa göre değerlendirilecek. Bana göre oylama konusunda yapılabilecek en adil düzenleme budur. Herkesin oyunun eşit olması eşitlik değil tam tersine eşitsizliktir.

Bu arada bu konuda genel görüşün aksine düşünen blogcu arkadaşlar da var. Yeri gelmişken onlardan bazılarının yazılarının linkini vereyim. Ama bu yazılardaki her görüşe katıldığım gibi bir izlenim olmasını istemem, ben görüşlerimi yukarda belirttim (05.04.2008):

Güncelleme (15.04.2008): Bu konuda Bliyaal çok güzel bir yazı yayımladı. İlgilenenlerin okumasını tavsiye ederim: Demokrasinin Sınırı

Bu arada Bliyaal'in blogunda gördüğüm bir videoyu da paylaşmak istiyorum. Bu videoda Nihat Genç AKP'ye giydiriyor ve ucundan da olsa bu yazının konusuna değiniyor sayılır.

Guillermo Gonzalez'in tenure meselesi...

NCSE'nin (National Center for Science Education), Expelled: No Intelligence Allowed adlı Akıllı Tasarım destekçisi absürd belgesel filmindeki birçok farklı konudaki birçok yalanı ortaya koyduğu Expelled Exposed sitesinde belgeselde Guillermo Gonzalez'in tenure alamamasıyla ilgili iddialara da cevap verdiği bir bölüm var. Bunu sizlerle paylaşmak istedim. İlgilenenlere duyurulur.

Konuyla ilgili önceki yazımlarım:

yasal uyarı / legal notice

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial 3.0 Unported License.

Bu blog (Bilim-Felsefe-Din) Creative Commons by-nc lisansı ile korunmaktadır. Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilir ve üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması.
Site Meter

blogger templates