Victor J. Stenger'ın,
tanrı hipotezine destek sağlayabilecek varsayımsal gözlemler olarak ortaya koyduğu maddeleri yine Stenger'ın kendi açıklamalarıyla sizlere aktarmaya devam ediyorum. Bu seferki konumuz evrendeki düzenin kökeni. Düzensizlikten düzen doğabilir mi? Düzenin ortaya çıkması bir tanrının varlığını gerekli kılar mı?
Tanrı: Başarısız Hipotez başlıklı yazımdan hatırlayacağınız gibi Stenger şöyle demişti:
Tamamen doğal süreçlerin evrendeki düzeni oluşturmak için yetersiz olduğu kanıtlanabilirdi. Mesela evrenin genişlemediğini ve bir gök kubbe (İncil'de ifade edildiği gibi) olduğunu düşünün. Termodinamiğin 2. kanunu evrenin geçmişte hep olabilecek maksimum değerinden daha düşük entropiye sahip olmasını gerektirecekti. Bu durumda eğer evrenin bir başlangıcı varsa, bu başlangıç dışardan empoze edilmiş bir düzen olmalıydı. Evrenin başlangıcı olmasa bile yani geçmişte sonuza kadar gidiyor olsa bile yine de devamlı artan düzenin kaynağını açıklamamız gerekirdi. [Burada kullanılan "firmanent" kelimesi Kuran'daki "sema" yani gök ile aynı anlamdadır. -dv]
Bu yazımda Stenger'ın bu konuya daha derinlemesine değindiği bölümleri sizlere aktarmaya çalışacağım. Artık klasik hale gelen uyarımı tekrar ifade edeyim: Yapacağım şey tam bir çeviri değildir. Anlatılmak istenen şeyi en uygun Türkçeyle ve net ifadelerle anlatmaya çalışacağım.
Düzenin Oluşumu
Yaratıcı hipotezinin bir başka öngörüsü daha elimizdeki veriler tarafından onaylanma konusunda başarısız oluyor. Eğer evren yaratılmış olsaydı, evrenin yaratılış anında yaratıcı tarafından verilmiş olan bir miktar düzene sahip olması gerekirdi. Bu beklenti genelde termodinamiğin ikinci yasası temek alınarak ifade edilir. Buna göre kapalı bir sistemin toplam entropisi veya düzensizliği zaman ilerledikçe ya sabit kalmalıdır ya da artmalıdır. Eğer evren bugün için kapalı bir sistemse, bu her zaman için böyle olamaz gibi gözüküyordu. Geçmişte bir noktada düzenin evrene dışarıdan verilmiş olması gerekirdi.
1929 öncesinde bu, mucizevi bir yaratılış için güçlü bir argümandı. Fakat, bu yılda astronom Edwin Hubble galaksilerin birbirlerinden olan uzaklıklarıyla orantılı hızlarda birbirlerinden uzaklaştıklarını duyurdu. Bu gözlem evrenin genişlediği işaret ediyordu. Bu, büyük patlama için ilk delili sağladı. Genişleyen bir evren tamamen kaos içinde başlayıp, ikinci yasayla uyumlu olarak yerelleşmiş düzen oluşturabilir.
Bunu göstermenin en kolay yolu basit bir örnek. Evinizi temizlediğinizde çöplerinizi bahçenize attığınızı düşünün. En sonunda bahçeniz çöple dolacaktır. Fakat uygun bir tedbir alarak temizlik sonunda biriken çöplerinizi bahçeye atmaya devam edebilirsiniz. Sadece evinizin etrafında yeni alanlar alarak çöpleri atacak daha fazla alana sahip olabilirsiniz. Evrenin geri kalanında düzensizliği artırmak pahasına, evinizde yerelleşmiş düzen oluşturabilirsiniz.
Benzer şekilde evrenin belli bölümleri, düzenli hale gelme işlemi sırasında üretilen entropinin devamlı genişleyen ve o bölgeyi çevreleyen boşluğa saçılmasıyla daha düzenli hale gelebilir. Şekil 4.1'de gösterildiği gibi evrenin toplam entropisi termodinamiğin ikinci yasasının gerektirdiği şekilde, evren genişledikçe artar. Ancak, evrenin sahip olabileceği maksimum entropi yani maksimal (olabilecek en yüksek) entropi daha da hızlı artarak düzenin oluşabilmesi için daha fazla boş alan oluşmasını sağlar. Bunun nedeni belli bir yarıçapı
Şekil 4.1
olan bir kürenin (evreni bir küre gibi düşünüyoruz) maksimal entropisi, aynı yarıçaptaki kara deliğin entropisine eşittir. Genişleyen evren bir kara delik olmadığına göre entropisi maksimal entropiden daha düşüktür. Buna göre, zaman ilerledikçe daha düzensiz hale gelse de, genişleyen evrenimiz maksimal düzensizlikte değildir. Ama bir zamanlar öyleydi.
Genişlemeyi günümüzden 13.7 milyar yıl önceye, tanımlanabilir en erken zamana, yani Planck zamanına olan 6.4x10-44 saniyeye geri çektiğimizi düşünelim. Burada evren işlemsel olarak tanımlanabilir en küçük hacme sahiptir, yarıçapı Planck uzunluğu (1.6x10-35 metre) olan bir küre yani Planck küresi. Termodinamiğin ikinci yasasından bildiğimiz gibi evren o anda şimdikinden daha düşük entropiye sahipti. Ancak o entropi, o kadar küçük bir objenin sahip olabileceği en büyük değer kadar yüksekti. Çünkü, Planck boyutlarındaki bir küre kara deliğe eşdeğerdir.
Bu daha detaylı açıklama gerektiriyor. Evrenin başlangıcında entropinin maksimal olduğunu ve o anda itibaren devamlı olarak arttığını söylüyor gibi gözüküyorum. Aslında, tam olarak söylediğim şey bu. Evren genişlemeye başladığında entropisi, o büyüklükteki bir cismin sahip olabileceği maksimal değer kadar yüksekti çünkü evren, içinden hiçbir bilgi çıkarılamayacak olan bir kara deliğe eşdeğerdi. Bugün için entropi daha yüksek ama maksimal değil, yani evrenin boyutlarındaki bir cismin sahip olabileceği en maksimum entropi kadar değil. Evren artık bir kara delik değil.
...
Ekstrapolasyonla evrenin ilk anlarına gittiğimizde görüyoruz ki entropi maksimaldi. Bu durumda bütün bir düzensizlik vardı, hiçbir yapı mevcut olamazdı. Burdan çıkan sonuca göre evren hiçbir yapı ile başlamadı. Bugün ise entropinin maksimal olmadığı gerçeğiyle uyumlu olarak, yapılara sahiptir.
Kısaca, bugün için en iyi kozmolojik anlayışımıza göre evrenimiz, hiçbir yapı veya organizasyon ile başlamamıştır. Evrenin başlangıcı bir kaos durumuydu.
Bu durumda şu sonuca ulaşmak zorundayız: Bugün görmekte olduğumuz komplek düzen sözde yaratılış anında dışardan eklenmiş olan bir tasarımın sonucu olamaz. Evren, büyük patlamadan önce olanlarla ilgili hiçbir veri barındırmamaktadır. Yaratıcı, eğer varolduysa bile hiçbir iz bırakmadı. Bu nedenle aslında hiçbir zaman varolmamış da olabilir.
Bir kere daha, aksi şekilde sonuçlanabilecek ve bu durumda yaratıcı hipotezi için kuvvetli bir bilimsel delil oluturacak bir sonuç var. Eğer evren genişlemiyor ve bir gök kubbe [Burada kullanılan "firmanent" kelimesi İncil'de geçer ve aynı zamanda Kuran'daki "sema" yani gök ile aynı anlamdadır. -dv] olsaydı, termodinamiğin ikinci yasasına göre evrenin geçmişte hep olabilecek maksimum değerinden daha düşük entropiye sahip olması gerekecekti. Bu durumda eğer evrenin bir başlangıcı varsa, bu başlangıç dışardan empoze edilmiş bir düzen olmalıydı. Evrenin başlangıcı olmasa bile yani geçmişte sonuza kadar gidiyor olsa bile yine de devamlı artan düzenin kaynağı doğal (natural) açıklamalara karşı gelecekti. (Victor J. Stenger, God: The Failed Hypothesis, s. 1117-121)
Not: Yazıyla ilgili yorumlarınızı burada yapabilirsiniz.